20
Sep

çocukken antalya’da…

hava durumunu dinlerken, sunucu deniz çırpıntılı dediğinde, içimde de bir şeyler çırpınmaya başlardı. bazı sözcüklere insan elinde olmadan ve hatta neden olduğunu bilmeden bağlanır; çırpıntılı sözcüğü de benim için öyle.

rüzgar bulutları peşine takıp geldiğinde, deniz “heyecanlanır”;  üzerinde beyaz beyaz köpükleri sektirerek çırpınması ondandır diye düşünüyorum. masalsı bir şey bu…

evet hava nefis ve deniz çırpıntılı; su kenarlarında kalmalı ve nefes almalı bugün. ama ben işe gömülmüş halde içimde ben howard‘ı çalacağım ve o bana döne döne,

oats in the water‘ı söyleyecek.

sesi açın, her şeye bir süreliğine ara verin, içinizdeki çırpıntıyı dinleyin…

Leave a Reply

+ 18 = 21

Skip to toolbar