28
Sep

bir süredir…

tatlı su balığı gibi yaşıyorum diyelim: kedileri seyrediyorum, onlara isimler takıyorum… yavaş yavaş kitap okuyorum… bildiğim melodileri dinleyip, yenilerinin peşine düşmüyorum… hayatın döngüsünü parlatarak ve cilalayarak, kirden pastan arındırarak  instagramda paylaşıyorum… gündemi göz ucuyla takip ediyorum… haber izlemeyip, dizi ve film izlemeyi tercih ediyorum… daha az kahve ve içki içiyorum… beyaz şeker hiç yemiyorum, beyaz una çok nadir takılıyorum… yürüyüş yaparken oscar peterson, miles davis, parov stelar ve chinawoman dışında kimseyi dinlemiyorum… insanların değil doğanın ritmine ilişkin farkındalığımı uyanık tutmaya çalışıyorum; denilenlere, yapılanlara, bakılanlara, alınanlara değil bir kuşun havalanmasına, denizin çırpınmasına, doğanın yeniden kendini yaratmak için geri çekilmesine tanıklık etmeyi tercih ediyorum…

bedenimdeki değişime uyum sağlamaya çalışıp kendimi koruyorum…

bu kadarı yetiyor, elimden fazlası da gelmiyor; şimdilik…

diyerek sabahtan beri dinlediğim bir melodiyi çalıp işimin başına döneceğim.

kıymetlim eleni karaindrou‘dan

closed roads‘u dinliyoruz.

fotoğraftaki kediler soul ve blues kardeşler. bizim istasyonun en yeni yavruları. aslında beş kardeşler, anneleri bir tekir.  arkadaki blues, bir gözü mavi bir gözü gri ve ben onun hastasıyım 🙂

2 Responses

Leave a Reply

5 × = 50

Skip to toolbar