21
Feb

niye bilmiyorum, sabah yataktan…

kolayca kalktım bugün. aslında kalkmak genel olarak zor olmuyor da, karanlık ve soğuk bir sabaha çıkacak olmak fikri beni fena yapıyor epeydir; bugün bu durumla da sorunum yoktu.

sakince hazırlandım, biraz daha belirgin bir makyaj yapıp, koyu yeşil bir far sürdüm; hatta pek yapmadığım bir şekilde farı yanıma da aldım…

kahvemi yaparken, giovanni mirabassi‘nin gracias a la vida yorumunu dinledim, video çektim ve instagram’da paylaştım; evrene kalktığımdan itibaren hissettiğim duyguyu bulaştırmak umuduyla…

sokağa çıktığımda, hafif bir sise rağmen, ay ve yıldızlar pırıl pırıl parlıyordu; “güneşli bir gün” dedim içimden… kediler sabahın erken bir saati olmasına rağmen hareketliydi, köşeden muz yiyerek yürüyen genç bir adam çıktı, biraz ilerde bir kadın apartmandan hızlıca kendini sokağa attı ve koşmaya başladı; ayağındaki topuklularla işi zordu… sokak her günün aksine hareketliydi…

durak arkadaşım her sabah olduğu gibi neşeliydi ve bir sabah konuşkanı olarak klasik şakalarını yaptı; kıkırdayarak sessiz ve uykulu servise bindik; bir kaç uykusuza günaydın diyerek yerlerimize geçtik.

biraz twitter’da gezindim, john everett millais‘in nefis bir resmine rastladım ve facebook’da kapak fotoğrafım yaptım. open culture’da çıkan bir yazıda borges’in kendi kütüphanesi için seçtiği 74 kitaba baktım ve sonra yol boyunca giovanni mirabassi’nin adelante albümünü gözlerim kapalı dinledim. kampüse girdiğimizde etrafı sis basmıştı… sonra hava yavaşça yükseldi ve güneş çıktı ama şimdi yine sis var…

bunları yazarken kahvemi yudumluyor ve gracias a la vida yorumları dinliyorum.

sanırım, dün düşen cemreden ötürü tüm bunlar.

size de

gracias  a la vida geliyor elbette.

giovanni mirabassi yorumuyla.

 

teşekkürler hayat; verdiğin her şey için;
her açtığımda
siyahı beyazdan, cennetin huzmesini karanlıktan,
sevdiğim erkeği kalabalıktan çıkarıp bana sunan gözlerim için

teşekkürler hayat, verdiğin her şey için
hayatın sesi ve kelimelerim
düşüncelerim, ettiğim kelamlar,
annem, dostlarım, kardeşim ve parlayan güneş
ve aşkın izleri için

teşekkürler hayat, verdiğin her şey için;
duyduğum tüm sesler; gece, gündüz,
ağustos böcekleri, kanaryalar, çekiçler, motorlar, köpek bağırışları, rüzgar
ve yarin sakin fısıltıları için

teşekkürler hayat, verdiğin her şey için;
caddelerinde, göl kıyılarında, dağlarında
ovalarında, leb-i deryada yahut suya hasret çöllerinde
ve evlerinde yorulan adımlarım için

teşekkürler hayat, her şey için;
yıkıntılardan kendimi yeniden yaratabildiğim
ve yeniden hayata sunabildiğim için
kahkahalarım, göz yaşlarım
ve bu şarkı için

her şey için teşekkürler

 

Leave a Reply

4 × = 4

Skip to toolbar