10
Jan

iki gündür ağır bir…

grilik hakim havaya; yağışsız, koyu bir grilik… bu sabah da öyleydi. enstitü’ye yürürken yağmur diledim…

ofise geldim. kendime küçük bir kahvaltı tabağı hazırladım, mutfaktan aldığım çayı sevmediğim için kahve yaptım. bunlarla uğraşırken odadaki ışık aniden değişti.

cama döndüm ve ‘dünyayı tozpembe buldum’ bir anda…

gülümsedim…

ve elbette fotoğrafını çektim…

bu tozpembe hal sağanak bir yağmur gibi geldi ve sadece iki üç dakika sürdü sanırım.

***

bütün bunlar olurken, schubert‘in  auf dem wasser zu singen melodisi dönüp duruyordu kulağımda. aslında  farklı bir yorumunu dinliyordum ama burada;

bariton dietrich fischer dieskau‘ya piyanoda gerald moore‘un eşlik ettiği yorumu çalacağım.

 

Yansıyan dalgaların parıltısı ortasında
Süzülüyor, kuğu gibi, sallanan kayık:
Ah, parıldayan dalgaların neşesi üzerinde
Ruh kayık gibi kayar orada;
Sonra gökten dalgaların üstüne inen
Akşam kızıllığı dans eder kayığın etrafında.

Batıdaki koruların tepeleri üzerinde
Dostça selamlar kızılımsı ışıltı bizi;
Doğudaki koruların dalları altında
Sazlıklar fısıldar kızıl ışıkta;
Göğün sevinci ve koruların sakinliği
Ruha nefes aldırır akşam kızıllığında.

Ah, kaçıyor benden çiğden kanatlarla,
Sallanan dalgalarla zaman;
Yarın parıltılı kanatlarla kaçacak
Yine dün ve bugün olduğu gibi zaman,
Daha yüce kanatlar üstünde ben
Kendim kaçana dek değişen zamandan.

çevirinin kaynağı için şuradan buyurun lütfen…

Leave a Reply

64 + = 67

Skip to toolbar