7
Jun

sabah alarmım…

leonard cohen’in you want it darker’ını çalmaya başladığında bir rüyanın içinden sökülüp alındım.

her şey bir fotoğrafla başlıyordu; yani hatırladığım kısmı bu. uyandığımdan beri öncesini hatırlamaya çalışıyorum ama yok tamamen silinmiş durumda. o fotoğraf antalya’nın eski mahallerinden birinde ve bahçesinde palmiyeler olan bir evin fotoğrafıydı; hafifçe eskitilmiş gibi ve sarı bir ışığın hakim olduğu bir ev fotoğrafı. sonra aniden kendimi bir otobüsün en ön koltuğunda otururken buldum ve otobüs ilerliyordu. aynı ışıkta ve duyguda, etrafında yüksek kızılçam ağaçlarının olduğu, düzlerçamı havasında bir yolda ilerlemeye başladık. yolun hemen yanındaki beşer katlı evler terkedilmiş ve çok eskiydi. ne olmuş antalya’ya diye düşündüğümü hatırlıyorum…

sonra yol bitti ve denize kavuştuk aniden, şehrin merkezine gelmiştik ve ben heyecanla ayağa kalktım. içimden ‘çocukluğum’ diye geçirdim, ardından “yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın, bu şehir arkandan gelecektir”* dizelerini fısıldadım. ama burası benim antalyam değildi…

falezlerin üzerinde olmayan, eski, köhne ve neredeyse terkedilmiş, açıklarında minik adaların olduğu “kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının”** siyah beyaz şehriydi burası…

evet sarı ışık tamamen kaybolmuş ve her şey siyah ve beyaza dönüşmüştü…

işte tam o sırada you want it darker çalmaya başladı…

*şehir, konstantinos kavafis
** rüya içinde rüya, edgar alan poe

 

Leave a Reply

× 1 = 6

Skip to toolbar