hafta sonunun son saatlerinde…

hem fiziksel yorgunluk yaşıyorum hem de annemin değişiyle gönül yorgunluğu; ayrıntısına burada girmek istemiyorum!

bugün neredeyse bütün günü evi toparlayarak ve temizleyerek geçirdim. çamaşır yıkadım, dolapları düzenledim, buzdolabını temizledim. çiçeklerimle ilgilendim; hastalanan kaktüsü, diğerlerini de kontamine etmemesi için tamamen söküp attım…

iyilik ve dinginlik için zeytin yaprağı tütsüsü yapacağım, siz de odalarınızı temizleyin” dedim çocuklara. a. istediğimi yaptı ama t. “ben yarın temizleyeceğim, zaten cadıların ve büyücülerin de evleri pis” olur dedi 😉

tütsüyü yapıp evde dolaşırken çocuklar çok eğlendi. böyle şamanik ritüelleri seviyorum. sanırım onlar da benim bu hallerimi seviyorlar…

yaktığım zeytin yaprakları yıllar içinde topladığım ve kuruttuğum yapraklar; granada, sevilla, girne, kaş, antalya ve istanbul’dan…

***

şimdi akşam yemeği hazırlama vakti.

ama önce yanan zeytin yapraklarına bir kaç akdeniz melodisi çalayım.

ilk parçamız maria salgado‘dan solo por miedo,

ikincisi luis delgado‘dan bebiendo al alba

ve sonuncusu

tekamali‘den que son,

tüm şarkılar putumayo’nun mediterranian odyssey albümünden.

 

 

Leave a Reply

− 2 = 1