kategori

arabic
bugün öğle saatlerinde barselona için yola çıktık ve valencia’da konakladık. şehrin banliyölerinden birinde, denize ve şehre uzaktan, tepeden bakan bir oteldeyiz. clash’in şarkısı ‘rock the casbah’daki gibi adı casbah olan bir otelde… hepimiz kelimenin tam anlamıyla yorgunuz; hem de çok… valencia antalya’ya benzeyen bir şehir. havada tatlı bir serinlik var… benim aklım hala endülüs’de. uzun zaman...
Read More
bir araba koleksiyoncusu… 70 yaşında… halep’deki evinde müzik dinliyor… bu hayatta, bu dünyada bir gün hepimiz kendimizi bambaşka nedenlerle, kendi evinin, alışkanlıklarının, kazandıklarının, tüm kıymetlilerinin yıkıntıları arasında bulabiliriz; her şey bir pamuk ipliğine bağlı. o yüzden tüm sahip olduklarınıza her hücrenizle bağlanmayı mı yoksa her an onları kaybetmeye hazır olacak şekilde yaşamayı mı tercih edersiniz bilmiyorum....
Read More
bir ormanda kapanlara yakalanmadan, var olmaya çalışıyoruz adeta. bize nefes olsun diye chaima mahmoud dinleyelim… inni mnih diyoruz. işin arasında bu melodiyi sardım gün boyu.. masamdaki manolya tohumlarına baktım göz ucuyla… kuşlarımı “gökyüzüne saldım”… ve kara trene bindiği bugün, gülten akın’ın, telezaman şiirini içimde döndürdüm durdum… başka türlü geçmezdi!   TELEZAMAN Deniz uzaklaşıyor gitgide Ufuk çekiliyor...
Read More
bayağı karanlıkta evden çıkıyorum… günün ilk ışıklarına neredeyse yetişiyorum. bilirsiniz sabahlar günün en sevdiğim saatleridir ve hızla ilerleyen servisin camından ışığın dalga dalga etrafı sarmasını izlemek bu dönüp duran hayatta en sevdiğim şeylerden biridir. bu sabah da öyle bir sabahtı… kulağımda anouar brahem trio‘un astrakan cafe‘sini dinlerken sabahın güzelliğinden gözlerim doldu. paylaşmasam olmazdı… bir de...
Read More