kategori

folk
“… Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkılmaz…“ ― İlhan Berk (Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum)     öykünüp bugün dağlarda dolaştım ofiste yoktum demek isterdim ama sadece öğle tatili için geçerliydi bu durum ve şahaneydi. şimdi çalışmaya başlamadan önce,  “evet koca yemişler oldu sevgili sevin ve şarkına onlar eşlik etsin” diyorum… simon and garfunkel‘den...
Read More
bu yayını yapmak şart oldu. bahar ayında hermen hesse’nin ağaçlar kitabını okuduktan sonra çocukluğumdan bu yana içimde sakladığım, bende derin izler bırakan ağaçları zihnimde döndürdüm durdum; belki de biraz unutmaktan korktuğum için buraya bütün bu ağaçları yazmaya karar vermiştim. bugün kavaklığımızda olanları takip edince “artık yaz, erteleme” dedim kendime… *** sanırım ilk ağaç anneannemlerin üzüm bağlarına yakın tren...
Read More
belki de çıkıp yürümeliydim biraz ama tuhaf bir yorgunluk var bu aralar üstümde. sabahları vücudumun her yeri ağrıyarak uyanıyorum… kahvaltı yaptık, a.çıktı, bugün çalışması gerekiyor çünkü,  çocuklar hala yataklarındalar. pazarları genel olarak iş günümüz;  ev halkının hepsinin biraz ucundan tuttuğu temizlik, çamaşır ve belki bir az ütü günü. bugün buna da halim yok! dışarıda yağmur...
Read More
gri ve serin sokağa bıraktığımda havada hafif bir yasemin kokusu vardı. gülümsedim… ardından şimdiye kadar bir sarmaşığın arkasına gizlendiği için göremediğim bir dut ağacının salkım salkım sarkan dutları dikkatimi çekti; olgunlaşan bir kaç tanesini ağzıma atarak yürümeye devam ettim, bir kedi “yakaladım seni” der gibi bana baktı, ona da gülümsedim. tren istasyonu yerine geçici olarak...
Read More
The westernmost island of the West Reach, and of the whole of Earthsea; inhabited solely by Dragons. Few humans have ever visited it. Known for the saying “As long ago as forever and as far away as Selidor”     uyanacağımı biliyordum ve o sabahın gelmesinden nasıl korkuyordum anlatamam. elbette bu ölümlü dünyada, bizim kocakarı...
Read More
ve bu sefer yüksel arslan‘ı aldı bizden. bu topraklar kıymetini bilemediği, içinden söküp attığı bir değerini daha kaybetti… 2009 yılında tezer’le santral’deki sergisine gitmiştik. 8 yıl geçmiş, yani tezer 12 yaşındaymış. yavaşça hayatında yeni bir döneme yani ergenliğe geçtiği o aşamada serginin onu çok sarstığını hatırlıyorum. ama en az onun kadar doğrusu beni de sarsmıştı. farklı...
Read More
  11 kasım’da leonard cohen kara trene bindi ve biz de inanılmaz bir zamanlamayla bir hafta sonu kaçamağı ile safranbolu ve amasra’ya gittik. cuma akşamı iş çıkışı yollara cohen’in şarkılarıyla düştük ve iki gün boyunca sadece cohen dinledik. sonbaharın tüm hüznü ve duygusuyla gerçek hayattan, işten güçten, çocuklardan, gündemin uğultusundan ve bütün gürültülerden uzakta, sapsarı,...
Read More
beni “ben” yapan her şeyi yavaş yavaş yitiriyorum gibi hissediyorum artık… belki de insan bu “hayatın sonuna” böyle alışıyordur. etrafta sana ait bir şeyler kalmayınca buralarda olmanın da bir anlamı yok her halde. canımız leonard cohen belki de; ‘Ölmeye hazırım. Umarım çok rahatsız edici olmaz… Aslında sürekli kendimi dramatize ettim, çok abarttım. Sonsuza kadar yaşamaya niyetliydim…” derken,...
Read More
ve çalışma masamda, parmaklarımın üzerinde güneş ışıkları dans ediyor. aralık pencereden esen rüzgarı ise panjurun sesinden hissediyorum… işe gömüldüm… birden çalmaya başlayan bir melodi her şeyi durdurdu… kahvemden bir yudum aldım, sesi açtım. kendimi bir süreliğine müziğe bıraktım… birlikte dinlemesek olmazdı! evet katie grey set free diyor…   …. And you got style And you...
Read More
yine göç göç çiçeklerinin, sarı çiğdemlerin vakti geldi. renkler olmasa biz ne yapardık diyelim ve joan baez’den de colores‘i dinleyelim. cuma neşesi olsun 😉
Read More
1 2