kategori

güz
geceden dağınık bıraktığımız salondaki ince battaniyeleri katladım, koltukların yastıklarını düzelttim, ütü masasını yerine kaldırdım, içecek bardaklarını, boş tabakları toparlayıp mutfağa koydum. sonra çocukları kaldırdım; a. okula, t. ise çalışmaya gidecekti. onların odalarındaki kirli bardak ve kupaları da toparlayıp mutfağa getirdim. kahvaltı için peynirli kanepeler ve t ile bana kahve yaptım. mutfağı ekmeğin, yumurtanın beyaz peynirin...
Read More
bir nefes olsun diye kalben geliyor şimdi ve yara  diyor.
Read More
dünyaya bakmayı bırakıyor ve kendi sesini unutmaya başlıyor… bir süredir durumum bu; yaşadığım hayatın bana olan yan etkisi; llaçlar gibi bir yandan sağalırken bir yandan zehirleniyoruz… dün uzun bir aradan sonra dünyaya bakmaya gittik. bulutlu nefis bir göğün altında, sadece dalga ve martı seslerinin olduğu kumsalda, bir kaç kaçamak yapan çift, anne ve babasıyla sahile...
Read More
şu anda çorba olmuş bir kafayla ‘ne olmuştu?’ diye düşündüğümde hiç  bir şey hatırlamadım bir an… biraz hafızamı zorladığımda, sabah nefis bir melodiyle güne başladığımı, sonra ofise geldiğimde kıpkırmızı olan kahve çekirdeklerimin beni nasıl heyecanlandırdığını hatırladım. sonra çalıştım… o nefis melodi bir elvis cover’ı the wonder of you idi. öğleden sonra ise büyülü ormandan geçip...
Read More
evdeydim. sabah ev halkı gittikten sonra tekrar biraz uyumaya çalıştım. sonrasında kalkıp bir şeyler yedim ve ortadaki ütülenmiş çamaşırları yerlerine yerleştirdim. bunu yapmak ütüyü yapmaktan daha zor geliyor… öğleden sonra bir şeyler okumaya çalıştım ama olmadı; yarım yamalak bir şeyler izledim. sonra çocuklar geldi… a.’nın dün yaptığı badem sütünden kalan badem kırıntılarıyla çikolatalı kek  yaptım....
Read More
11 ekim günü yazmışım; yani beş gündür yazmıyorum… bir kaç ayrıntı dışında hayat normal ritminde aktı. yattım, kalktım, işe gittim, döndüm… evin ritmi aynen devam etti… aynı itiş kakış, aynı debelenme, memleketin aynı anlamsızlıkları sürdü… ‘daha dibi var mı?‘ derken daha da derinlere inmeye devam ettik; buradan çıkmak pek de kolay olmayacak… olan farklılıklara gelince… yeğenim e....
Read More
trafik çok yoğun olmamakla birlikte artık 25-20 dakika geç iniyorum. bir süre servis arkadaşlarımdan biriyle iş yeri dedikoduları yaptık, sonra camdan dışarı seyrederek öylece oturdum; okuyamadım, uyuyamadım. ghostpoet‘in yeni albümü darkdays + canapes‘i döndürdüm durdum. albümdeki en sevdiğim parça woe is meee akşam kalan nohut’un yanına bir pilav ve salata yaptım; yemek hazırdı… yemek yaparken...
Read More
tekrarlayan sabahlardan biriydi… daha iyi uyuduğum için kolay kalktım. vizon rengi farımı sürerken, ileride, biraz daha yaşlanıp, göz çevrem daha da kırıştığında farlarımı özleyeceğimi düşündüm. sonra dün akşam ikinci sezonunu bitirdiğim dr. foster adlı dizinin kadın karakterini gemma geldi aklıma. ne yapacağı, nasıl davranacağı belli olmayan bir kadın gemma. onu izlerken, onu tanımlayacak bir fiil...
Read More
çocuklar odalarına çekilmişler ve yarim a. dışarıda. şu sıra biz de kalan yeğenim e. de yoga dersinde. kendimi önce banyoya attım. sonra biraz ortalığı toparlamaya çalıştım ama halim yoktu. canım bir şey de yemek istemedi, elma çayı eşliğinde biraz peynir ekmek yedim; böylece günü bol hareketle  ve yemek gerektiği kadar şey yiyerek geçirmiş oldum. iş yerinde...
Read More
5.30’da çaldı; 15 dakikalık esneme hareketlerimi yapmam için ama kalkmadım. 15 dakika sonra tekrar çalacak olan alarmı bekledim; alarm dediğim ludovico eunaudi‘nin fly melodisi. … mutfağa geldim. bir tane ilaç içip çıktım. ev buz gibiydi, telefondan hava durumuna baktım. bizim mahalleyi 15 derece gösteriyordu. henüz kışlıkları çıkarmamıştım; ortada kalan ince bir kazağı giymeye karar verdim....
Read More
1 2 3 4 6