Category

radyonun ruhu!

bir süredir…

tatlı su balığı gibi yaşıyorum diyelim: kedileri seyrediyorum, onlara isimler takıyorum… yavaş yavaş kitap okuyorum… bildiğim melodileri dinleyip, yenilerinin peşine düşmüyorum… hayatın döngüsünü parlatarak ve...
Read More

bazı insanlar…

ömür törpüsü olabiliyor… haftanın ilk günü öğleden sonra itibariyle bütün enerjimi kaybetmiş durumdayım. kendimi, elimde meryem’in bol karanfilli ot çayıyla bahçeye attım; yanımda no land vardı… ve...
Read More

sabah elif…

  odamı temizlerken bahçeye kaçtım; onun sabah neşesi inanılmazdı ve fakat benim canım hiç konuşmak istemiyordu. çınarın altında sakince kahvemi içtim, şimdi dinleyeceğiz şarkıyı düşündüm...
Read More

durak arkadaşımla…

sabah geyiğimizi yaptıktan sonra kıkırdayarak servise bindik. içeride derin bir sessizlik vardı; bazıları geceden kalan uykusuna devam ederken, bazıları da  telefonlarına ve kitaplarına gömülmüş haldeydi....
Read More

sevgili müge…

adam’a şöyle söyle: “bu kadın yaşlandı; not almasına rağmen senin doğum gününü unutup, leonard cohen’in doğum günüyle birleştirip çalmış şarkını…” 😉 *** radyo z 10...
Read More

çocukken antalya’da…

hava durumunu dinlerken, sunucu deniz çırpıntılı dediğinde, içimde de bir şeyler çırpınmaya başlardı. bazı sözcüklere insan elinde olmadan ve hatta neden olduğunu bilmeden bağlanır; çırpıntılı...
Read More
Skip to toolbar