kategori

radyonun ruhu!
öğle tatilinde karşılaştığım bu  güzeller güzeli yusufçuğa gelsin… zuhal olcay pervane diyor elbette.    
Read More
eskisi gibi yazamıyorum… belki içinde olduğumuz ortamdan, belki benden ötürü; ikincisi olma ihtimali daha yüksek sanırım… kasım ayı öylece geçti. oysa her kasım mutlaka tom waits’in ve max richter’in november’larını dinlerdik öyle değil mi? belki de pek fazla yağmur yağmadığındandır; kimbilir… *** 2016 yılı kara trenin seferlerinin sıklaştığı bir yıl oldu bazılarımız için; herkesin kara...
Read More
kendimi akıntıya bırakmış gibiyim; aslında söyleyecek çok şey var ama sesim çıkmıyor, çıkamıyor. sözcüklerle aram iyi değil şu sıralar… ses olsun diye bizim ev halkı olarak son günlerde hayran kaldığımız minik ve tatlı bir kızın şarkısını çalacağım size. grace wanderwaal 2016 yılı america’s got talent yarışmasının birincisi. 13 yaşında kendi şarkılarını yazan ve harika sesi...
Read More
denizi yitiren denizci, bir anne oğul ve hayatlarına giren denizcinin hikayesi… yamaca yerleşmiş bir liman kentini hayal ederek okudum bu kitabı. miyazaki’nin filmlerinden yürüttüğü görüntülerle, zihnimin oynadığı bir oyundu bu. gökyüzü dev pamuksu bulutlarla kaplı olsa da yarı karanlık bir liman kentinde geçiyordu her şey. karanlığı yaratan, karakterlerin zihinlerindeki gölgelerdi sanırım. güneş bir türlü kendini bulutlardan...
Read More
nefis bir feeling good yorumuyla başladım; hem de daha önce hiç dinlemediğim, dinlediysem de farkında olmadığım bir sesten. sabahın karanlığında, mutfakta kahvaltımı hazırlarken çalmaya başlayan bu şarkının yarattığı ‘iyilik hali’ hala hafifçe üzerimde. çalmasam olmazdı diyerek meklit hadero‘yu dinliyoruz. feeling good  
Read More
  11 kasım’da leonard cohen kara trene bindi ve biz de inanılmaz bir zamanlamayla bir hafta sonu kaçamağı ile safranbolu ve amasra’ya gittik. cuma akşamı iş çıkışı yollara cohen’in şarkılarıyla düştük ve iki gün boyunca sadece cohen dinledik. sonbaharın tüm hüznü ve duygusuyla gerçek hayattan, işten güçten, çocuklardan, gündemin uğultusundan ve bütün gürültülerden uzakta, sapsarı,...
Read More
beni “ben” yapan her şeyi yavaş yavaş yitiriyorum gibi hissediyorum artık… belki de insan bu “hayatın sonuna” böyle alışıyordur. etrafta sana ait bir şeyler kalmayınca buralarda olmanın da bir anlamı yok her halde. canımız leonard cohen belki de; ‘Ölmeye hazırım. Umarım çok rahatsız edici olmaz… Aslında sürekli kendimi dramatize ettim, çok abarttım. Sonsuza kadar yaşamaya niyetliydim…” derken,...
Read More
  ihtiyacım varsa, önce koşup bahçeye çıkıyorum. söğüdün altına gidip, derin bir nefes alıyorum ve manzaranın tadını çıkarıyorum… yine öyle yaptım… bulutlar ve rüzgarla beraber ışık inanılmaz güzel oyunlar oynuyor bugün… sonra ofise dönüp en iyi çalışma eşlikçilerimden biri olan chinawoman, yani michelle gurevich dinlemeye başladım. size çalmasam olmazdı. first six months of love  diyoruz....
Read More
sana şifa niyetine bir nick cave şarkısı çalıyorum. bu şarkıyı daha önce hiç dinlememişim veya sürekli bir şeyleri yitiren zihnimin oyunu bana bu his; bilemiyorum. opium tea diyoruz.
Read More
yann tiersen melodisi ile başlayalım. uzun zaman olmuştu yann tiersen dinlemeyeli… yaşlanmış, ama güzel yaşlanmış… son albümü 18 eylül’de çıktı ve adı eusa; tamamını dinlemek isterseniz şöyle buyrun… ama biz burada albümden bir parça dinleyelim. porz goret diyoruz.      
Read More
1 15 16 17 18 19 20