Category

ya dünya!

dört beş gün önce…

bir rüya gördüm. bir iran masalının içindeydim ve geride çok kısık sesle bir şehram nazıri melodisi çalıyordu. bütün bunları, rüyaların o saklı evrenindeki bilgelikle biliyordum… tamamen terra...
Read More

bu bahar…

güzel yeşil erik yiyeceğiz kesin; etraftaki bütün erik ağaçları gelin gibi süzülüyorlar bugünlerde ve sanki bu yıl bahar ağır ağır tadını çıkara çıkara geliyor istanbul’a. ağaçların...
Read More

benim en sevdiğim…

8 mart şarkısı geliyor şimdi. burdur’dan, bizim memleketten elbette. feryal öney ve kardeş türküler‘den dinliyoruz; gülsüm Gülsüm, a Gülsüm, Sen buralardan gittiğinde Davarları, koyunları, sığırları,...
Read More

öğle tatilinde…

birazcık güneş görünce kendimi dışarıya attım. söğüdün yaprakları çıkmaya başlamıştı; bahar da kapının eşiğinde diye düşündüm ama güneş ısıtmıyordu. yanıma aldığım zencefilli çayın acısı da...
Read More

kobo abe’nin…

kumların kadını kitabını bu sabah bitirdim… zaten sıkışıp kaldığımız bu hayatın içinde, başka bir kabuğa daha sıkışmış gibiydim kitabı okurken… ara ara nefes alamadım; okuyanlar...
Read More

iki gündür hava…

bahara döndü. öğleyin bahçede, söğüt ağacının altında bizim sevgi manyağı, sincap kuyruklu sarmanımızla, ursula okudum. bir ara okuduğum şeylere şaşıp kendi kendime “çok acayip” diye mırıldandım;...
Read More
1 2 3 6
Skip to toolbar