kategori

ya dünya!
hiç bir şey yapmaya enerjim kalmamıştı. ev halkına akşam yemeğini yemek sepeti maharetiyle halledeciğimizi de yazmıştım zaten. bir çuval gibi kanepeye yığıldım kaldım ve akşamın erken saatlerinde de kanepe uyudum. gece sürekli terleyerek ve berbat bir başağrısıyla uyandım; hala beynim adeta zonkluyor… a&a erken çıktılar. t. salondaki kanepede uyumaya devam ediyor. ben birbirlerine kur yapan kumruların...
Read More
bahara döndü. öğleyin bahçede, söğüt ağacının altında bizim sevgi manyağı, sincap kuyruklu sarmanımızla, ursula okudum. bir ara okuduğum şeylere şaşıp kendi kendime “çok acayip” diye mırıldandım; içimden geçen, hayatın ne kadar acayip olduğuydu. sarman, bacaklarıma yasladığı kafasını çevirip bana sessizce baktı ve “bence de”  dedi… sonra durdum, yüzeyinde ışıkların pırıl pırıl parladığı denize baktım ve sevgili...
Read More
The westernmost island of the West Reach, and of the whole of Earthsea; inhabited solely by Dragons. Few humans have ever visited it. Known for the saying “As long ago as forever and as far away as Selidor”     uyanacağımı biliyordum ve o sabahın gelmesinden nasıl korkuyordum anlatamam. elbette bu ölümlü dünyada, bizim kocakarı...
Read More
9bach‘dan, bu inanılmaz güzel ışıklı sabaha ve yılın son iş günü için derin bir nefes niyetine bir welsh melodisi gelsin; ffarwel diyoruz.      
Read More
biraz dün not almıştım. aşağıda onlarla başlayalım… *** (10 ekim / 8.30) sakin ve çalışkan bir haftasonuydu. cuma akşamı sosyalleşmesinin ardından bütün haftasonu evdeydim; çalıştım ve bir risk yönetim planı hazırladım, yemek yaptım, temizlik yaptım, çamaşır yıkadım, dizi izledim… sadece dün öğleden sonra temizlik bitip banyo yaptıktan sonra dışarıya bakıp, nefis havayı hissettiğimde yürüyüş yapmaya...
Read More
4 ekim yoğun ve tuhaf bir gündü… uzun bir aradan sonra eleni dinledim; onu müziğinin huzurunu, huzursuzluğunu, pusunu ve dinginliğini özlemişim. fazla yemedim ama sınırları hafifçe aştım. çocuklar için aldığım çiğ köfte bütün gün kontrol etmeye çalıştığım yemek listemi sabote etti; 1500’i geçmemeye çalışırken 1600 kaloriyle günü kapattım. akşam inanılmaz kötü bir trafikle eve ulaştığımda...
Read More
artık öyle derin bir sessizliği yaşamak mümkün değil… şu sıralar yine uykum düzensiz; gecenin bir yarısı tamamen uyanıyorum ve yatakta dönmeye başlıyorum. dün gece, yine tavana, öylece bakarken dışarıdan gelen  klima uğultularına takıldım, ardından sahil yolundan geçen araçların asfalttaki teker ve motor seslerine… sonra odanın zifiri karanlık olmasını istedim ama dışarıdan hafif bir ışık beyaz...
Read More
bana ilettiğinde, aklıma tek bir şarkı geldi demet… ada’da, sabahın erken saatlerinde, balkonda denize doğru bakarken, içeriden usulca bu şarkının çaldığını düşündüm; hafif bir rüzgar, perdeleri hafifçe havalandırırken ve martılar henüz çığlıklar atmaya başlamadan önce… belki de ada’dan değil bu pencere… bilmiyorum ama bugün sana nice yaşlara demek için gelsin… caetano veloso elbette cucurrucucu paloma diyoruz.  
Read More
balkondaki çalışma masamdayım. tezer yan tarafımda pizza hamuru yapıyor ve ben şu anda onun bana yaptığı nefis sert kahveyi ağır ağır yudumluyorum… kulağımda kerem sevinç parçaları dönüp duruyor ve senin pencerendeki tül hafifçe havalanıyor rabia… evet kerem sevinç senin için esir diyor…
Read More
sözde her gün en azından bir şarkı çalacaktım. beni biraz zorlamak için şöyle bir oyun oynayabiliriz mesela… epey bir zaman önce bir baharda, pencere fotoğrafları istemiştim. keyifli olmuştu… hadi şimdi de siz bana bir pencerenizin fotoğrafını gönderin ben de ona bir şarkı bulayım 😉 ne dersiniz? kafamı oturduğum yerde sola çevirdiğim de gördüğüm pencere manzaramı  ve...
Read More
1 2 3 4 6