kategori

ya kebikeç!
O gölde buzlarla çevrilmiş, binlerce yıldır ölüydüm. Uyandırdın. Uyandım ve yanmış bir ormanın sisinde buldum uykumu. Geceye yapıştı gövdem. Bir buzulun derin ışığından tene akan beyazlık hatırlattı; o gölde yürüdün sen. ten ve iz bırakarak. Bejan MATUR mart, 2010 John Berger, Lhasa de Sela dinler miydi? Yada Lhasa de Sela, John Berger okur muydu? Bilmiyorum....
Read More
diyerek 2014 yılında yazdığım mektubu tekrar yayınlıyorum; mektuba küçük bir not ekleyerek… ve patti smith‘den dinliyoruz elbette. perfect day *** 30 aralık 2016   sevgili patti, bu ikinci mektup sana. aslında mektup demek yanlış, ilk mektubun köşesine iliştirilmiş küçük bir not diyelim… bu yıl seni istanbul’da dinledik; nasıl güzeldin… bir hayal gerçekleşmiş oldu, sen farkına...
Read More
madem ‘tbt’ diyoruz ve geriye dönüyoruz, bu iyi bir başlangıç olabilir… “bilirsiniz geçmiş yavaş yavaş silikleşir… önce sesler, sonra sözler, ardından kokular ve görüntüler bir bir kaybolur. bir ölümle, bir anıyla geriye döndüğünüzde, zihninizin size oynadığı oyunlarla birlikte kimi görüntüler geri gelir. siyah beyaz, pusun ardında görüntülerdir bunlar. düş mü, gerçek mi emin olamazsınız. silmek...
Read More
diye bir şey var biliyorsunuz; throwback thursday….ben seviyorum bunu. her şeyi hızla unutarak geride bıraktığımız bu hayatta  fotoğraflarla geçmişe dönmek hoşuma gidiyor. bundan sonra bir tür ‘tbt’ olarak, geriye dönüşlerle, radyonun eski metinlerini yavaş yavaş buraya ekleyeceğim. ilk geri dönüşümüz 22 aralık 2008’den olsun: “haftaya soğuk başladık… elimden değil bunu sevmiyorum. antalya’da doğmuş, büyümüş biri...
Read More
ellerim üşüyor… yoruldum ve sıkıldım; kafamı işten kaldıramıyorum… her şeyden biraz uzaklaştım; buradan da… az önce kendime ofiste bulduğum malzemelerle, elma, tarçın, yarım portakal ve limon suyuyla mikro dalgada tatlı yaptım; üzerine kaymakmış gibi davranarak yağsız yoğurt ekledim. dışarıda usul usul, ince ince yağan karı izleyerek yedim… bir tatlı krizinin eşiğinden döndüm ve annemin deyişiyle...
Read More
öğle tatilinde karşılaştığım bu  güzeller güzeli yusufçuğa gelsin… zuhal olcay pervane diyor elbette.    
Read More
eskisi gibi yazamıyorum… belki içinde olduğumuz ortamdan, belki benden ötürü; ikincisi olma ihtimali daha yüksek sanırım… kasım ayı öylece geçti. oysa her kasım mutlaka tom waits’in ve max richter’in november’larını dinlerdik öyle değil mi? belki de pek fazla yağmur yağmadığındandır; kimbilir… *** 2016 yılı kara trenin seferlerinin sıklaştığı bir yıl oldu bazılarımız için; herkesin kara...
Read More
kendimi akıntıya bırakmış gibiyim; aslında söyleyecek çok şey var ama sesim çıkmıyor, çıkamıyor. sözcüklerle aram iyi değil şu sıralar… ses olsun diye bizim ev halkı olarak son günlerde hayran kaldığımız minik ve tatlı bir kızın şarkısını çalacağım size. grace wanderwaal 2016 yılı america’s got talent yarışmasının birincisi. 13 yaşında kendi şarkılarını yazan ve harika sesi...
Read More
denizi yitiren denizci, bir anne oğul ve hayatlarına giren denizcinin hikayesi… yamaca yerleşmiş bir liman kentini hayal ederek okudum bu kitabı. miyazaki’nin filmlerinden yürüttüğü görüntülerle, zihnimin oynadığı bir oyundu bu. gökyüzü dev pamuksu bulutlarla kaplı olsa da yarı karanlık bir liman kentinde geçiyordu her şey. karanlığı yaratan, karakterlerin zihinlerindeki gölgelerdi sanırım. güneş bir türlü kendini bulutlardan...
Read More
nefis bir feeling good yorumuyla başladım; hem de daha önce hiç dinlemediğim, dinlediysem de farkında olmadığım bir sesten. sabahın karanlığında, mutfakta kahvaltımı hazırlarken çalmaya başlayan bu şarkının yarattığı ‘iyilik hali’ hala hafifçe üzerimde. çalmasam olmazdı diyerek meklit hadero‘yu dinliyoruz. feeling good  
Read More
1 15 16 17 18 19 21