dünyanın bir radyosu
radyo z
12
Oct

bugün sevgili bora…

facebook’da şöyle yazdı;

Sabah evden çıktım, önümde kirpi, akşam dönerken bir fare… kimbilir ne yaşamlar ne ruhlar var daha hemen yanıbaşımızda, ama göremediğimiz. Bugün, şehrin tüm gürültüsüne rağmen belki bir kuş sesi size ulaşmaya çalışıyor, belki de güneş tenimizde kışın anımsamamız için bir iz bırakmaya…”

bunu hep düşünürüm ve şu sıralar okuduğum kitap güvercinler gittiğinde‘yi okurken daha da çok düşündüm. kitabı daha sonra anlatacağım elbette…

tuhaf bir şekilde etrafımıza olan ilgimizi tamamen yitirdiğimizi düşünüyorum; ne nefes alanların farkındayız ne de kitabın kahramanı sevgili natalia’nın sözleriyle “… yaprakları dallara koyan, yaprakları dallardan koparan…” zamanın. hadi kargaların sesi bet geldi diyelim, güvercinlerin kuğurtusunu duyuyor muyuz?

hep aynı güne kalktığınızı düşünüp, işe gitmek için kendinizi uykulu ve bıkkın sokağa attığınızda,  o birbirini tekrar eden günleri bir anda, minicik bir kıpırtı, havalanma, tıpırtı, hışırtı ile bambaşka bir güne çevirme potansiyeli olan hayatı hissettiniz mi hiç?

oyun oynasak mesela ve herkes sıradan bir  günü bambaşka bir güne çevirebilecek şeyin ne olduğunu kulağıma fısıldasa…

olur mu?

bora’nın sözcüklerinin çağırdığı şarkıda söylediği gibi ne bir günü farklı yapar?

“what a difference a day made” adlı bu şarkıyı 1934 yılında meksikalı maría grever ispanyolca olarak ‘cuando a tu lado vuelva’ adıyla yazmış ve dinah washington 1959 yılında ingilizce yorumlayarak grammy ödüllerinde en iyi blues performansı ödülünü alarak popüler hale getirmiş.

burada iki yorum dinleyelim

önce libertad lamarque‘den cuando vuelva a tu lado

ve hemen ardından dinah washington‘dan what difference a day made.

şarkının farklı yorumlarını dinlemek isterseniz de şuraya buyurun lütfen…

fotoğrafa gelince… bir gün öğle tatilinde çınar ağaçlarının gölgesinde tahta masada arkadaşlarla çay içerken, yaprakların rüzgarla dansı benim bardağımdan geçerek masaya yansıyordu. kimse farkında değildi tabii… sessizce ve kimseye çaktırmadan bu fotoğrafı çektim…

 

10
Oct

günün sonuna doğru…

kısa bir mola niyetine çay yaptım. rezene, kiraz sapı, yeşil çay ve karanfilden oluşan bir çay.

ve yanına kurabiye niyetine bir pink martini şarkısı dinledim.

tea for two diyoruz…

burada pink martini‘ye little jimmy scott eşsiz sesiyle eşlik ediyor.

7
Oct

bugün dünya gülümseme günüymüş meğer…

buna şarkı çalmadan geçmek olmaz değil mi?

şimdi dinleyeceğimiz parça, radyo z’nin blog olarak yayın hayatına başladığı gün çaldığım ilk şarkı; şahane bir UB40 şarkısı bu;

I love it when you smile

diyoruz.

ama bir de youtube’da size gülümseme temalı bir liste yaptım.

onun için de şuradan buyrun;

be calm & keep smiling

elbette gülme üzerine pek çok söz söylenmiş. kimisi hüzünlü ve acı, kimisi neşeli ve umutlu. bugünün hatırına benim çok hoşuma giden bir sözü tolstoy’dan alalım:

güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer.”

gün ışığı gibi sızan gülümsemeniz eksik olmasın…

6
Oct

bugün fadonun kraliçesi…

amália rodrigues’in ölüm yıldönümü…

ofisten uzak kaldığım iki günün ardından yoğun geçiyor gün elbette.

az önce meryem’in her derde deva ot çayından alıp fado dinlemeye başladım. size de çalmadan olmazdı tabii…

evet amália rodrigues söylüyor,

tudo isto é fado

5
Oct

yorgunum…

iki gündür denetimdeydim; bu sefer denetçi olarak…

bu işler bizim gibi -mış gibi yapmayı seven yerlerde pek de kolay olmuyor. kocaman bir oyun oynuyoruz; kötü bir oyun…

ofise geldim. kendime gelmek için sabah kaldığım yerden lady day dinlemeye devam ettim.

billie bende her zaman sarılma etkisi yaratır; büyülüdür.

evet billie holiday söylüyor

you go to my head.

 

30
Sep

bir şarkı daha dinleyelim…

sarı çiğdemler için…

bu sefer cihan mürtezaoğlu‘ndan,

sarı söz

geliyor.

 

buza devrildi su zamansız her şarkıda
her şakanın altında bir aslan
bir kurdu kokladı sokağı ısıtıp
sevemem ya ölürsek
masaldı hemen dünyaya düştü
cam önünde gün tahriği yola düştün
bakıştan akardı güzellik
boşluğuna dolduğun hasrete yan

bir adamın izine yan
sarıdır rüzgarın sözü
yağmuru al güneşe yan
göğsümüzde bin duman

30
Sep

döne döne yaşıyoruz ya…

yine göç göç çiçeklerinin, sarı çiğdemlerin vakti geldi.

renkler olmasa biz ne yapardık diyelim ve

joan baez’den

de colores‘i dinleyelim.

cuma neşesi olsun 😉

28
Sep

şimdi çalacağım parça…

tamamen sürpriz oldu bana…

yine bir eleni karaindrou parçası geliyor ama bu sefer farsi grup eendo‘dan

waltz-e chaman

diyoruz.

 

bu güzel tekir de iş yerindeki bahçenin en yeni yavrularından biri; adı çakıl…

Skip to toolbar