dünyanın bir radyosu
radyo z
7
Sep

ikinci sonbahar şarkımız…

sevgili yeliz’den…

passenger

golden leaves

diyor.

7
Sep

o kadar çok şey oldu ki…

ben buralarda yokken. nereden başlayacağımı bilmiyorum. kaldığımız yerden devam etmek en iyisi her halde. olan bitene yeri geldiğinde mecburen döneriz zaten…

hazır sonbaharla başlamışken yeni yayın dönemine, birlikte güz şarkıları seçebiliriz belki. ne dersiniz?

ilk şarkımız tindersticks‘den

the fire of autumn

olsun.

peki ya, sizin sonbahar şarkınız ne?

6
Sep

yeniden merhaba…

döndüm…

radyo’nun başına gelen kazadan sonra geçmişin bir bölümünü kurtarabildik. ama sadece metinler; fotoğraflar ve şarkılar uçtu ?

yeniden eskisi gibi yayın yapabilir miyim emin değilim ama radyo z’nin hiç olmamış gibi olmasına dayanamayacaktım sanırım. bu siteye kalan geçmişi olabildiğince taşıyacağız.

yeni radyo z elbette yarim ali’nin desteği ve gayretiyle toparlandı. onsuz olmazdı!

ufak tefek kalan bazı eksikleri tamamlayacağız; daha fazla bekleyemedim…

***

çok zaman geçti, çok şey oldu. nereden başlayacağımı nasıl anlatacağımı bilmiyorum. tam olarak hissettiğim şeyi bir süre önce sevgili justine kendi günlüğünde, sarıkent‘de yazmıştı. doğrudan onun sözcüklerine bırakıyorum kendimi:

Kendi evine yabancı gibi girmek nasıl bir his bilirsiniz, uzun bir tatil yapar, eve girdiğiniz gibi kapıları pencereleri açar, her yeri havalandırır ama yine de nefessiz kalırsınız. Aceleyle bir şey yapmak, çay demlemek, çiçekleri sulamak, korkunç rüyalar, nefis düşler eşliğinde saatlerce uzandığınız yatağınızda uyumak istersiniz. Şimdi aynı hisler içindeyim; ses çıkarmaya korkarak, parmak uçlarımda bloğa göz atıyorum. Sanki yazacak hiçbir şey kalmamış, anlatacak hikâyeler bitmiş, dinlenecek müzikler susmuş, burada bir şey kırılmış ve öyle bırakılmış gibi, tamir edilmemiş...”

evet bir kez daha, yeniden benimle oynar mısın diyorum sizlere.

bülent ortaçgil elbette.

Skip to toolbar