dünyanın bir radyosu
radyo z
21
Sep

sevgili müge…

adam’a şöyle söyle:

bu kadın yaşlandı; not almasına rağmen senin doğum gününü unutup, leonard cohen’in doğum günüyle birleştirip çalmış şarkını…” 😉

***

radyo z 10 yaşında ve sevgili müge radyo z’yi takip etmeye başladığında oğlu adam, karayip sahillerinde yengeç kovalıyordu. şimdi 12 yaşına gelmiş… o zamanlar onun için dinlemiştik aynı şarkıyı; şimdi tekrar çalıyorum.

yolun açık olsun sevgili adam, türküleri hiç yitirmemen sana doğum günü dileğim olsun.

önce annenin sana armağanı olan şarkı, leonard cohen‘den

I am your man

gelsin

sonra benim hediyem

talip özkan‘dan

girdim yarin bahçesine.

 

21
Sep

yağmur bulutlarının geldiği günler…

max richter‘i çağırır her zaman; yine öyle oldu…

güne,

written on the sky

ile başlayalım.

20
Sep

çocukken antalya’da…

hava durumunu dinlerken, sunucu deniz çırpıntılı dediğinde, içimde de bir şeyler çırpınmaya başlardı. bazı sözcüklere insan elinde olmadan ve hatta neden olduğunu bilmeden bağlanır; çırpıntılı sözcüğü de benim için öyle.

rüzgar bulutları peşine takıp geldiğinde, deniz “heyecanlanır”;  üzerinde beyaz beyaz köpükleri sektirerek çırpınması ondandır diye düşünüyorum. masalsı bir şey bu…

evet hava nefis ve deniz çırpıntılı; su kenarlarında kalmalı ve nefes almalı bugün. ama ben işe gömülmüş halde içimde ben howard‘ı çalacağım ve o bana döne döne,

oats in the water‘ı söyleyecek.

sesi açın, her şeye bir süreliğine ara verin, içinizdeki çırpıntıyı dinleyin…

19
Sep

şimdi de hiç bozmadan

büyülü bambaşka bir kadın sesi dinleyelim.

manha de carnaval‘ı

inanılmaz güzel bir yorumla fleury dadonaki‘den dinliyoruz;

19
Sep

bunca yıldır nasıl atladığımı…

anlamadığım bir ses geliyor şimdi. ben büyülendim ve şarkının sözlerini çok merak ettim.

portekizli bir fado sanatçısı lula pena‘yı dinliyoruz:

o negro que sou

19
Sep

şükürler olsun…

okullar açıldı. geçirdiğimiz tuhaf yazdan sonra,  güzün ve kışın normal ritmine dönmeyi çok istedim. işe dönmek bile iyi geldi bugün…

kahvemi yapıp, ofisin penceresinde uzun uzun göğü seyrettim. niaz nawab‘ın sımsıcak sesi ve farsçanın büyülü evreni döne döne bana eşlik etti.

hadi onunla başlayalım.

raft o gozash

diyoruz.

9
Sep

tatil öncesi…

son iş günündeyiz. bu tatili, tuhaf bir şekilde hiç istemedim. şu sıra sırası değildi; açıklaması zor…

neyse şimdi sevgili nejat’ın sonbahar şarkısını dinleyelim; nefis bir parça…

snowy white

midnight blues

diyor.

fotoğraf sabah yaptığım orman yürüyüşünden. kaplumbağaların öğle uykusu köşelerinden biri bu 😉

9
Sep

sabah başka bir binaya toplantıya gittim…

dönüşte bir kilometreden biraz daha fazla bir mesafeyi ormanın içinde fotoğraf çekerek ve havayı koklayarak yürüdüm. sıcaklık aniden geri dönse de sonbahar kendini doğada gösteriyor artık…

sarıya dönmeye ve umuyorum yağmurlara az kaldı…

evet günün ilk sonbahar şarkısı sevgili orhan’dan

jill barber yağmurda eylül diyor;

en septembre sous la pluie

Skip to toolbar