bu gece…

…Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
Kardeşimle kendimize durmadan,
Olmayan çayları,
Olmayan fincanlardan içerdik.
Olmayan kapıları açardık,
Olmayan ziller çaldığında…

― Didem Madak (Ah’lar Ağacı)

 

yine uykusuz bir gece geçirdim. huzursuz bir uykunun ardından saat dörtte tamamen uyandım ve yatakta döndüm durdum. saat altıdan sonra uyuya kalmışım. her pazar olduğundan daha geç kalktım bu nedenle. mutfağa geldiğimde, sahildeki etkinliklerden dolayı hayal ettiğim huzurlu sabahı bulamadım; sabahın sekizinde son derece yüksek sesle çalan parçalar evin içindeydi.

sesi duymamaya çalışarak kahvemi yaptım ve suits’i izlemeye başladım… sonra a. kalktı… ona bir sandviç hazırladım ve işe uğurladım. sonra kalan malzemeyle kendime de bir yumurtalı sandviç yapıp çayla birlikte diziyi bitirdim.

makineye koyu renk çamaşırları attım, biraz daha kitap ayıklamaya ve  rafları düzenlemeye çalıştım ve a. kalktı. ona menemen yaptım, biraz konuştuk ve o artık odasında…

bulaşıkları yıkamadan önce, güneşin altında, sırtımda ablamın ördüğü şalımla bunları yazıyorum, onun sonbahar şarkısını döndürüyorum ve şu yukarıdaki masada onunla birlikte, toroslara ve akdeniz’e bakarak, kahve içtiğimizi hayal ediyorum.

evet sırada ablamın şarkısı var…

nilipek 

sağanak yağmurlu şarkı‘yı söylüyor.

kitabı ben seçtim ve alıntıyı da oradan yaptım. didem madak ve ağ’lar ağacı diyorum.

fotoğrafın tamamı için lütfen üzerine tıklayınız…