kategori

ya kebikeç!
“… I held your last breathIn my chest…“ — ane brun yaptığım yürüyüşler derin bir nefese dönüşüyor her defasında… içimde akşama kadar tutup hayatta kalıyorum. bir anlamda denizde derin bir nefes alıp suya dalmak gibi bu ama buradaki dalış, sarhoş eden bir maviliği vadetmiyor tabii ve o nefes sadece hayatta kalmayı sağlıyor! *** yine böyle...
Read More
“… I’m a woman, I’m a rushing windI’m a woman, I can cut stone with a pinI’m a woman, I’m a love makerI’m a woman, you know I’m an earth shaker…” — Ellas McDaniel & Koko Taylor kadına şiddete hayır diyerek hayatımdaki tüm kadınlara çalıyorum. koko taylor söylüyor I am a woman imaj, illüstratör eileen...
Read More
“… Ay o günler o günlerŞimdi yabancı gibilerBir günlük mutluluğaBir ömür alıp gittilerNe günlerdi ah o günler...” — o günler, ülkü aker bitiremeden dizi bitti… herkesin üzerine konuştuğu ve yazdığı yerli netflix dizisi bir başkadır‘ı bugün genel olarak örgü örerek bitirdim. söylenen hiç bir şeyi okumadım ve izlemedim. olabildiğince önyargısız ve boş bir zihinle izlemek...
Read More
“ “Stream of coldBreathing slowlyTired feetPress the groundGentle flowScent of growthThat opens me…” …” rüzgar vardı… neden bilmiyorum, apartmanın çıkışındaki ıhlamur ağacının yapraklarının yerdeki gölgelerinden bir anda korkarak irkildim… bir kalp çarpıntısıyla servise yürüdüm… serviste uzun bir süre twitter‘da dolaştım… göğsümün üzerine bir ağırlık çöktü… maske her şeyi ağırlaştırıyordu… ekranı kapattım ve dışarıda akan karanlık...
Read More
sarmalanmış incir kokuyor… dün öğleden sonra sahilde yaptığımız yürüyüşte çok çok minik bir incir ağacının üzerindeki ham incirleri topladım; yaklaşık 250 gram… dün akşamdan onları soyup, her birine bir karanfil saplayıp şekerle kaplamıştım… sabah kaynatmaya başladım. hala herkes uyuyor. uykularına bu koku karışacak ve kimbilir nasıl rüyalar çağıracak… *** gökyüzü bulutlu ama yağmur yağmıyor… hava...
Read More
yakmayan bir güneş ve taze, üşütmeyip daha çok canlı tutan bir serinlik… öğle tatilinde şu gördünüz masada iş arkadaşlarımla tatlı bir sohbetin eşliğinde keyifle yemek yedik. canım hiç içeriye girmek istemedi. saatlerce dışarıda kalıp en sevdiğim mevsimin, en sevdiğim ayının, renklerinin ve ruhunun tadını çıkarmak istiyorum. ama işe boğulmuş durumdayım ve bugün bitirmem gereken işlerin...
Read More
yürüyüş yaparken youtube’dan gündeme dair yorumların yapıldığı bir programı dinliyordum… kendine bu kötülüğü neden yapıyorsun diyenleriniz olabilir tabii ama epeydir yoğun bir şekilde olan biteni takip etmeye geri döndüm… *** neyse şimdilik meselenin bu kısmı önemli değil… önemli olan kurumuş çam yapraklarının arasında ve bir mantar öbeğinin üzerinde fark ettiğim gün ışığı… bir an bu...
Read More
“... Saksıda incilendi yapraklar senin içinSöylendi gelmez diye uzaklar senin için…“ — neredesin sen, faruk nafiz çamlıbel yine gençliğimizden bir parçayı alıp gidiyorsun… timur selçuk elbette ve neredesin sen diyorum.
Read More
öğle yemeği için haşladığım pirinci dalgınlıkla az su koyduğum için yaktım… yol boyunca serviste içime işlemiş gibi yanık kokusunu almaya devam ettim ve tıkandım… maskenin varlığı da bunu hissi artırıyordu sanırım. kokulara karşı olan hassasiyetimden yıllar içinde burada çok söz ettim; tuhaf bir şekilde kokular hafızamda yer ediyor ve onları hissetmeye devam ediyorum sanki… bu...
Read More
nefesim kesilmiş durumdaydı… boğazımda kocaman bir yumru takıldı kaldı… yüreğimde bir tavanın ağırlığı öylece duruyordu… ve iki gündür herkesi heyecanladıran iki minik meleği düşünüyorum durmadan; o kadar saat ne hissettiklerini, nasıl korktuklarını, küçücük kalplerinin nasıl attığını hayal bile edemiyorum… *** bugün olafur arnalds‘ın ada şarkıları‘nı döndürdüm durdum. şimdi size çalacağım melodi çalmaya başladığında gözyaşlarıma hakim...
Read More
1 2 3 28