kategori

ya kebikeç!
ah mum çiçeğikesilmiş dalların mıarar kokuyu?–bir haiku denemesi, z. bir kaç yıl önce sevgili naci’nin yanına konya’ya gittiğimizde almıştım. annesinden kalan çiçeğin kenarından minik bir dalı alıp köklendirip dikmiştim; hemen neşelenmiş, uzamaya başlamış ve yeni dallarla birlikte büyümüştü. ama son aylarda hastalandı, üzerinde pamukçuk pamukçuk beyazlıklar oluştu. biraz araştırdığımda, mum çiçeklerinin yaygın olarak başına gelen...
Read More
“… Ama evin gürültüden daha fazla hoşlanmadığı şey,sessizlikti…“ sessizliğin nedeni işler güçler, en çok da araya giren antalya seyahati idi. annem ve ablam çocukluğumun evinden taşındılar. ailemin 55 yıllık evinin yerine başka bir ev yapılacak artık. onlar döndüğünde o ev, o ev olmayacak! galiba bir ev, içinde yaşadığımız zamanla birlikte yavaş yavaş başka bir şeye...
Read More
“… Halil Paşa kıyıyı denizle barıştırır, denizden kıyılara selâm gönderir.”-Nurullah Berk içinde dönüp duran “iki kadın konuşuyor, nereden geliyor bu ses?” cümlesiyle yatakta çırpındım bir süre; uyku ile uyanıklık arasında bir yerlerde, kapalı kaldığım bir araftaydım sanki… sonra sesler birbirinden ayrışmaya başladı, sözcükler netleşti, türkçe değildi; o an anladım sesin nereden geldiğini, tamamen uyandım; yan...
Read More
“…büyüdüğümde kendimi nasıl anımsayacağım acaba…”-z. yansıyan düşlerime* Sarı bir sıcak. Yaprak kıpırdamıyor. Havadaki basınç omuzlarımızda. Balkonlarda geçen yaz akşamlarının birinde TRT kanalının sesi etrafa yayılıyor. Akşam sofralarının telaşı. Annelerin babaların ve elbette en çok da biz çocukların konuşmaları, bağırışları yeni bir yaz akşamını hazırlıyor. Her geçen yıl biraz daha artan karşılıklı dizilmiş beşer katlı apartmanlar,...
Read More
“… Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak?…”-Charles  Baudelaire, Hüzün ve Serseri geçiyor; ne kaldı şurada eylül’e! sonra güz de biter, yeni yıla kavuşuruz… sonra bir sonraki yıla, sonra bir sonrakine. ben saldım bu akışı, takılmıyorum artık; takılsam ne olacak, o ayrı mesele tabii. öte yandan tomris‘le biraz zamanı geriye sarıyorum sanki; şimdilerde...
Read More
“… duvarlarla odalar çok dar, sokaklar çok geniş…”–Tomris Uyar, Kalenin Bedenleri rüyamda, çok eski bir hesaplaşmaya gittim; işle ilgili bir mesele! o kadar öfkeli bir şekilde karşımdaki insanlara nefretimi, kırgınlığımı kustum ki unuttuğumu düşündüğüm bir sürü detay dalga dalga bu öfkeyle ortaya çıktı; hem ağlıyordum hem bağırıyordum… uyandığımda hâlâ o öfke ve kırgınlığın içinde sıkışıp...
Read More
“Petunia: Your presence soothes me.”–Kate Greenaway, Language of Flowers (1884)  her sabah olduğu gibi bugün de petunyalarla ilgilendim. kuruyan, pörsüyen çiçekleri temizledim, uzamış, çiçeksiz dalları budadım, suladım. 18 mayıs günü, tomris’in mezarını ziyarete gittiğimizde almıştık; beyaz puantiyeli mor, şarap rengi ve fuşya-beyaz şeritli. beyaz puantiyeler neredeyse yok artık; zaman geçtikçe kayboldular, mor renk de morun kıyısında bir...
Read More
“…Her gün, her an, her mevsim değişen ışığın ritmiyle.”-Han Kang, Işık ve İp han kang’in ışık ve ip kitabını okumayı bitirdim; uzun bir süre kitabı başucumda tutacağım sanırım. nobel edebiyat ödülü’nü aldıktan sonra yayımlanan ilk kitabıymış bu. roman değil; denemeler, günlük parçaları, şiirler ve nobel konuşmasını bir araya getiren kısa bir düşünce kitabı. han kang’in...
Read More
“Biraz önce güneş açtı. Radyoda Carol King’in uslu sesini dinliyorum…”-Tomris Uyar, Sesler, Yüzler, Sokaklar inanılmaz bir hızla geçiyor… ağustos ayına geldik ve buna inanamıyorum. bu yıl istanbul’da aşırı sıcaklar yaşamadık ama sonbaharın gelmesini de iple çekiyorum. memlekette her şeyin iyice çığrından çıkmasının dışında hayatımda olağanüstü bir değişiklik yok. çalışıyorum ve hayatın olağan akışına uyum sağlıyorum....
Read More
“… İçime atıp, sustumNeyi, neresinden değiştirsen…”-güler özince, merkür metrosu Kuşlar İçeri Girdiğinde Evin anahtarını ona kimin verdiğini hatırlamıyordu. Belki de yıllardır çantasının bir gözünde taşımıştı. Kilide soktuğunda hiç zorlanmadan döndü. Ev dağın yamacındaydı. Bahçeye açılan mutfak kapısını açınca insan kendisini dağların arasında buluyordu. Kapının hemen yanında büyük bir arı kovanı dikkatini çekti. Üniversiteden arkadaşınındı bu...
Read More
1 2 3 … 45