“… fısıldadım kendime; güçlüsün hâlâtanıdık bir hisle yakınlaşmadan öncebakabilirsin gözlerine dik dik vahşi hayvanların.”–asuman susam, bakmak yeniden sevgili özgür, mektup kutularımı karıştırırken karşıma çıktı mektubun. tamamen unuttuğum bir mektup bu. sana dair hatıralarım ise yok denecek kadar az; yüzünü hatırlıyorum, çok sade olduğunu, sakinliğini ve örgülerini bir de. başka hiçbir şey yok… mektubunu, perşembeye denk...Read More
“sabah kucağıma yuvarlanır,usulca sarılırım ona…”– raven howell, petunya günleri kıymetlidir elbette ama yazın, sıcaklar başlayınca tadım kaçıyor. eskiden sıcağa daha dayanıklıydım; malum antalya’da doğdum, büyüdüm… sabahları alışkın olduğum enerjiyle kalkamıyorum; bu sabah da öyle oldu. dişlerimi fırçalarken yaptığım egzersizlerle başladım güne her zaman olduğu gibi, ama nedense yoruldum, ardından diğer egzersizlerimi de kendimi zorlayarak yaptım;...Read More
“… Asıl üzüntü veren yaşlanmak değil, uslanmak...”–tomris uyar ülke gündemi girdi… dün akşam yemeği hazırlarken farklı bir şey dinleyeyim diye açtığım öyküdeki ifadeler son bir haftadır hissettiklerimin özeti gibiydi… melisa kesmez’in kalanlar öyküsü sözünü ettiğim bu öykü. “… Bir dönem her şeyin yolunda gittiğine neredeyse inanacak oldum.Ama öyle şeyler oluyordu ki, ben istediğim bahaneyi uydurayım,...Read More
“Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibiSararken de hayal kurar bütün insanlar gibi…”–bora ayanoğlu başlamadan önce, sevgili neslihan’ın yorum olarak bıraktığı sorusuna buradan yanıt vermek istiyorum; neden yazıyoruz sorusuna “yanıtım” geliyor şimdi anlayacağınız… elimde kalan ilk günlüğüm 22 nisan 1985 tarihinde başlıyor; 17 yaşındayım ve “neden insanlar bu kadar kötü…” diye başlamışım yazmaya. motivasyonum belli...Read More
“… Mezarıma iki ünlü şarkıyı birleştirip: Je ne regrette rien çünkü I did my way yazılabilir rahatça.”-tomris uyar saat beş gibi uyandım, yarım saat kadar yatakta döndükten sonra kalktım… her sabah yaptığım gibi güne başlayıp sonrasında “tomris çalışmamı” sürdürdüm… a. kalktığında “ne yapıyorsun?” dedi. “tomris’e çalışıyorum” dedim ve “ne yapacaksın, bugün ofise gidecek misin?” diye...Read More
“… o zaman “sabah” da varmış mavi-uç’ta…”-tomris uyar, filizkıran fırtınası geldi, sığırcıkların göçenleri ise gitti. yerleşik olan istanbullu sığırcıkları hâlâ parklarda görmek mümkün. son dört beş gündür güne, evin önünde dans eder gibi döne döne uçan bir grup kırlangıçla başlıyorum; uçuşları farklı, uçmaktan çok kayıyor hissi yaratıyorlar bende, adeta “buz dansı” yapıyorlar… bu sabah da...Read More
“Sevgili Babacığım, size bu satırları Antalya’da parkta yazıyorum. Lâtif bir hava var…” temmuz ayında hayatını kaybetmiş tomris uyar. daha önce de yazdığım gibi 1995–1999 yıllarını kapsayan günlüklerini o yaz almışım ve anladığım kadarıyla yıl sonuna kadar da tomris okumaya devam etmişim; evdeki tomris külliyatının ciddi bir kısmı 2003 yılında alınmış, yaz, kış şeklinde tarih düşmüşüm...Read More
“Yoğun bir pus asılıydı gökte…”-tomris uyar, beyaz bahçede günler hayatın “normal” akışı, memleketin bunaltıcı gündemi, işler güçler, annem ve canım tomris’le geçiyor. tomris’in günlükleri, tomris’in öyküleri ve tomris’e yazılmış şiirler beni her şeyden biraz uzaklaştırıp, başka bir hayata kaçırıyor; çok uzak geçmişte kalmış bir hayata! okuduğum günlükler, 1995–1999 yıllarını kapsayan “yüzleşmeler: bir uyumsuzun notları” başlığı ile toplanmış gündökümleri… benim mezun...Read More
“… Üstelik oyalanıyorum hayatın kıyısında…”-Alper Hasanoğlu, Günler, İstanbul Berlin Jurnalleri uykusuz bir gece ve son derece kaotik rüyalarla karşıladım; onca karmaşanın arasında pespembe küçük bir spor arabam vardı rüyamda. oysa ben hiç araba kullanmadım ve ehliyet almaya bile heves etmedim! sabah her zamanki saatte kalktım, dişlerimi fırçalarken hiç düşünmemeye çalışarak, sadece bedenime ve dişlerime odaklanarak...Read More
“olsun demek de zor artıkçocuk düşlerimiz yok artık“–pilli bebek, olsun son günü… güne bir savaş haberiyle başladık yine! israil iran’ı vurmaya başladı… iranlı muhalifler mutlu sanki. denize düşen yılana sarılır hikayesi bu. bu durumu eleştirmiyorum; iranlıların o topraklarda ne yaşadığını bulunduğumuz yerden anlamamız mümkün değil! öte yandan iran, suriye’ye dönüşebilir mi? asıl soru bu herhalde!...Read More