kategori

ne kitapsız ne müziksiz yaşanmaz
“sonsuzluk varsa son-uç yoktur“ ― bora ercan     üç kitap, bir film ve hissettiklerimle döndüm. melodimizi yazıya eşlik etsin diye başa bırakıyorum bu sefer. mari samuelsen çalıyor timelapse *** ilk olarak juan carlos onetti‘nin kısa hayat‘ı ve şu sıralar varoluşumuza dair hissettiklerim… kitapta senaryo yazarı brausen, karısının geçirdiği ameliyattan sonra bedenen ve ruhen farklı...
Read More
“… Tüm vaktim yaşamakla geçiyor…“ ― Ursula K. Le Guin   dönüp masamda sevgili ege’nin hediyeleri ile karşılaşmak şahaneydi. kartını heyecanla okudum. sonra kitabı hızlıca karıştırdım. kendime bir kahve yaptım, o demlenirken penceremden hafifçe yağan yağmuru, karşımdaki ağaçtaki serçeleri, bulutların arasından sıyrılmaya çalışan güneşi izledim ve elbette ege’nin karta yazdıklarını düşündüm… sonrası biriken işler, buraya...
Read More
“…Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik Kardeşimle kendimize durmadan, Olmayan çayları, Olmayan fincanlardan içerdik. Olmayan kapıları açardık, Olmayan ziller çaldığında…” ― Didem Madak (Ah’lar Ağacı)   yine uykusuz bir gece geçirdim. huzursuz bir uykunun ardından saat dörtte tamamen uyandım ve yatakta döndüm durdum. saat altıdan sonra uyuya kalmışım. her pazar olduğundan daha geç kalktım bu nedenle....
Read More
“her şeyin değişmesi gerekiyor ve o bugün başlamak zorunda“ ― Greta Thunberg ilk parçası sevgili gül’den. peppino di capri melancolie in settembre‘yi söylüyor. *** gül,  fotoğraf ve kitap önerisi iletmediği için bunları ben seçiyorum. hem günün anlam ve önemi için hem de gül için. itirazı olmaması bir yana bayılacağına eminim (: melankoli güzel elbette ve onsuz hayat hayat...
Read More
… Mutfakta çayın sesi demlenir Sabah, benim sesimde sonbahar Senin sesinde bir çocuk Ev mutludur halinden, pötikarelenir. … ― Birhan Keskin (Evin Halleri) radyo z’ye şunları yazmışım: “göç göç çiçekleri de açtı.. ovaya inmek lazım artık… dağları özlemeye başlamanın zamanı yani. sabah serviste, korsan körfezine kadar inanılmaz güzel bir ışıkta denizi seyrederken ilkbaharın sabahlarını mı,...
Read More
“… My name is Calypso My garden overflows Thick and wild and hidden Is the sweetness there that grows My hair it blows long As I sing into the wind My name is Calypso And I have lived alone I live on an island I tell of nights Where I could taste the salt on...
Read More
güzel yeşil erik yiyeceğiz kesin; etraftaki bütün erik ağaçları gelin gibi süzülüyorlar bugünlerde ve sanki bu yıl bahar ağır ağır tadını çıkara çıkara geliyor istanbul’a. ağaçların tomurcuklanan dallarına her gün keyifle bakıyorum ve heyecanlanıyorum… şu sıralar çalıştığım kampüste sabah yürüyüşlerini yaptığım yoldaki bütün delice armut ağaçlarını aşıladılar. bir tür büyü hissi yaratıyor bende ağaçların aşılanması. diğer...
Read More
birazcık güneş görünce kendimi dışarıya attım. söğüdün yaprakları çıkmaya başlamıştı; bahar da kapının eşiğinde diye düşündüm ama güneş ısıtmıyordu. yanıma aldığım zencefilli çayın acısı da içimi ısıtmaya yetmedi. okuduğum kitabın sözcükleri de ağırdı zaten. birazcık oturdum ofise geri döndüm… ama bu serin güneş tuhaf bir şekilde kitabın melodisini çağırdı. bir anouar brahem melodisi bu ashen sky...
Read More
kumların kadını kitabını bu sabah bitirdim… zaten sıkışıp kaldığımız bu hayatın içinde, başka bir kabuğa daha sıkışmış gibiydim kitabı okurken… ara ara nefes alamadım; okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır sanırım. başlangıçta, kitapta anlatılan “evreni ” tahayyül etmekte zorlandım. bu noktada kitabın 1964 yılında çekilen film uyarlaması imdadıma yetişti ve fakat her şey birden öyle bir gerçekliğe dönüştü ki bunaltım...
Read More
üşüdüm ve eve geldiğimde hafif acılı ve sarımsaklı bir tarhana çorbası yaptım… ali çalıştığı için akşam yemeğinde yoktu; çocuklarla yalnızdık. genel olarak bağrış, çağrış ve gülüşmelerle geçen akşam yemeğimiz bugün sakin ve durgundu… yemeğin sonunda herkes odasına çekildi; ben kendi başıma masada bir süre daha oturup pencerenin dışında uçan kuşları izledim ve kalan şarabımı yudumladım…...
Read More
1 2