5
Mar

epeydir düşündüğüm…

bir şeyi, irvin d. yalom tek bir cümleyle özetlemiş…

geçenlerde aniden karşıma bu cümle çıktığında, tam olarak budur diye düşündüm:

hatıralar aslında sandığımızdan daha kurgusal

geçmiş geride kaldıkça ve bizden uzaklaştıkça, onu birlikte yaşayan insanlar olarak, ona yüklediğimiz anlam, içerik ve duygu açısından tamamen farklılaşıyoruz ve o geçmiş aslında bizim kim olduğumuza, ne yaşadığımıza ve zihnimizde ne hapsettiğimize bağlı olarak değişiyor…

ve evet geçmişimiz bizim yarattığımız bir kurgu büyük ölçüde; mutlulukla, heyecanla, acıyla, hüzünle, hayal kırıklıklarıyla, yönlendirmelerle ve yaşlanmayla gelen hücre deformasyonlarıyla şekillenen bir kurgu. nerede gerçeklikten kopuyoruz kestirmek zor…

bunu farkettiğimden beri, geçmişi konuşurken, bu böyle olmuştu diye ısrar etmekten biraz çekiniyorum aslında.

bunları niye mi anlatıyorum?

bugün 5 mart! babamız gideli onyedi yıl oldu ve sanırım ben ona dair anılarımı kaybetmekten korkmaya başladım. geçmiş eskisinden çok daha silik. bu kaybı unutma sözcüğü karşılamıyor diye düşünüyorum; bu nedenle sözünü ettiğim şey unutmak değil.

bunu karşılayan başka bir sözcük var mı?

***

evet her yıl olduğu gibi bu akşam da birer kadeh rakı içip, klasik türk müziği dinleyeceğiz; babamızın ruhuna değsin diye ve bazı anları geri çağırmak için.

şimdi burada nesrin sipahi ve

yaz günleri en tatlı hayaller gibi geçti

ile başlıyoruz.

 

Yaz Günleri En Tatlı Hayaller Gibi Geçti
Rüyadaki Esrar Dolu Haller Gibi Geçti
Ruhumda Derin En Derin Hicrandır O Günler
Rüyadaki Esrar Dolu Haller Gibi Geçti

2 Responses

Leave a Reply

79 − = 72

Skip to toolbar