çinlilerin bir bedduası var…

birisine kötü bir dilek için ‘ilginç günlerde yaşayasın’ diyorlar. sanki bizler de böyle bir bedduanın etkisindeyiz ve ilginç olmaktan öte tuhaf günler yaşıyoruz…

yaşadığımız çağın her geçen gün üzerimize çöken ağırlığı yetmezmiş gibi 2019 yılının sonlarında ortaya çıkan covid19 virüsü dünyayı tamamen ele geçirdi. bir uzaylı istilası beklerken virüs istilası yaşıyor bütün dünya. çin’in ardından virüsün merkezi artık avrupa ve bizim memleket her ne kadar üzerine gelen felaketi idrak etmese de o çoktan kapıya dayandı…

yeni bir paradigma değişimin başlangıcındayız ve hakikaten çok ilginç günlerden geçiyoruz aslında ve fakat sürekli ekran karşısında izleyici konumunda kalan zihnimiz bu yeni durumun gerçekliğini de tam olarak hissedemiyor sanki. pek çok ülkeden insanlar içeride kalmaya direniyor ve aç kalma güdüsüyle market raflarını delirmişçesine boşaltıyor. bunun için çok eleştiriliyorlar ama aslında bu bir sonuç. yıllardır tüketmeye şartlandırılan ve zihni sürekli manipüle edilen homo sapiens’in artık her hücresine kadar homo consumer yani tüketici olduğu gerçeğini kabul etmenin vakti geldi de geçti…

ve insanlara bir günde ‘değiş tonton’ denildiğinde değişmeyecekleri gerçeği de muhakkak…

bu gece gördüğüm tuhaf bir rüyanın ardından uyandığım nevruz sabahında bir süre kendime gelemedim. haberlere ve yazılanlara baktığımda memlekette bir sokağa çıkma yasağının geleceğinin işaretleri vardı. ikisi genç dört yetişkin olarak evde süresiz günler geçireceğimiz fikri beni bile tedirgin etti. mutfaktan sorumlu anne olarak tedbir almalıydım ve 52 yaşıma girdiğim bu günü evdeki yiyecek stokunu gözden geçirmek ve eksikleri tamamlamakla geçirdim. çocuklara da önümüzdeki günlerde yediğiniz şeyleri düşünerek yemenizde fayda var konuşması yaptım…

öğleden sonra yürüyüş yapmak için dışarı çıktığımda dışarıda hayatın neredeyse hiç değişmeden aktığını hissettim; sanki değişen tek şey arada maske ile dolaşan insanların artması ve marmaray tren istasyonundaki halka tatlıcısının yerini kolonya satan bir amcanın almasıydı.

***

bu doğum günü uzun yıllardan sonra geçirdiğim en hüzünlü ve huzursuz doğum günüydü ve fakat günün sonunda kendime hediye olarak kabul ettiğim bir michelle gurevich şarkısı canım noir’den çıkageldi.

bu tuhaf günlere yazılmış şahane bir şarkı dinliyoruz şimdi.

yine yapacağını yapmış michelle!

evet love from a distance

diyoruz.

 

 

It seems a dream
That we could be
So far apart so suddenly
How quickly life can change
Into something very strange

The spring has sprung
But it’s no fun
All our plans abruptly turned to none
Now the sad songs of the war
They seem closer than before

Leave a Reply