yine kendini tekrar eden…

bir sabah; tekrar etmeyen şey ise sert rüzgar ve ardından gelen yağmur…

bu sabah da her zaman olduğu gibi 4.55‘de alarmım çaldı ve kalktım. mutfağa gidip ilacımı içtim. ardından banyoda yüzümü yıkadım ve dişlerimi fırçaladım. salona geçip pencereleri ve perdeleri açtım ve 25 dakika qigong çalıştım. saat 5.30 olmuştu; biliyorum çünkü alarmım tekrar çaldı. belim zorluyor bugünlerde ve vücut ağrılarım geri döndü; ağrılar muhtemel düzgün uyumadığım için. geceleri yine zihnimi durduramıyorum!

sonrasında giyindim ve standart makyajımı yaptım. saçlarım idare eder ama kaşlarım tamamen yoldan çıkmış durumda; bunu çözmem gerekiyor artık!

salonun  pencerelerini ve perdeleri kapatıp mutfağa geçtim. önce kendime moka pot’la her sabah olduğu gibi minik bir kahve demledim sonrasında iş yeri için kahvaltımı ve öğle yemeğimi hazırladım; kahvaltı için rokalı, avokadolu ve zeytin ezmeli bir sandviç öğle yemeği içinse haşlanmış siyah pirinç, zeytinyağlı semizotu ve baharatlı bir yumurta. alarmım tekrar çaldı saat 6.25 olmuştu. mutfağı toparladım, çantamı yerleştirdim, ceketimi, ayakkabılarımı giydim, maskemi taktım, çıktım. saat 6.34‘tü…

rüzgar o kadar sert esiyordu ki şemsiye hiç bir işe yaramadı. üstüm yeterince kalın değildi, ıslanmıştım ve serviste yol boyunca çok üşüdüm. uykuyla uyanıklık  arasında kucaklaşmanın kitabı‘ndan okuduğum eduardo galeano cümleleri içimde gezdi durdu…

İyi ki insanın zihni ayrıca yol alıyor.

Dün ve bugünün bir araya geldiği , birbirini tanıyıp kucaklaştıkları tek bir yer var o da yarın

***

artık ofisteyim, masamın altındaki minik ısıtıcıyla ayaklarımı ısıtmaya çalışıyorum ve niye bilmiyorum uzun bir arada sonra  chavela vargas dinliyorum. çok özlemişim…

şimdi birlikte,

si supieras‘ı dinleyelim.

fotoğraf dünden…

2 Responses

Leave a Reply