iki haftalık tatilin…

son iki günündeyiz. buz gibi ege denizinden ve inanılmaz keyifli bu evden ayrılmak çok kolay olmayacak pazar günü; bir yanımızı burada bırakacağız…

ilk hafta antalya’da tam olamasa da, burada, bodrum gümüşlük’de  “pause” tuşuna basmış gibiyim. bizim dışımızda olan bitenden büyük ölçüde koptum, bize dayatılan hayata göz ucuyla bakıyor gibiyim…

denizi seyrediyorum, o buz gibi suyun içindeyken her hücremle yaşadığımı hissediyorum, bahçedeki alakargaları gözlüyorum, etrafta dolaşan köpekleri, özellikle homur homur gezen buldogu ne zaman görsem gülmeye başlıyorum, müzik dinliyorum, yemek yapıyorum, elimden geldiği kadar kendimi olumsuz  bütün düşüncelerden uzak tutmaya çalışıyorum; pazartesi gününden itibaren, yeniden ele geçirileceğimizi biliyorum çünkü…

istanbul’da sabahları vücudumu kilitleyen ağrılardan tamamen kurtuldum; yüzmekten mi, oradan uzaklaşmaktan mı bilemiyorum; muhtemelen ikisi birden!

şu an, sabahın erken saatlerinden sonra en çok sevdiğim saatlerdeyiz… t.arkadaşlarıyla yalıkavak’da buluşmak üzere çıkmaya hazırlanıyor, a. tatlı bir uykunun içinde, a. tavan arası şeklinde olan odasında dark’ın yeni sezonunu izliyor; az önce pis yedilide çekişmeli bir mücadelenin sonunda bana karşı oyunu kaybetti 😉

ben yukarıda gördüğünüz masada bunları yazıyorum. dışarıdan gelen ağustos böceklerinin sesine leonard cohen eşlik ediyor.

kendime az sonra soğuk bir kadeh şarap koyacağım ve bahçede, hafif hafif esen rüzgarı hissederek, başlayan akşamı karşılayacağım.

gitmeden önce leonard cohen’in oğlunun yayınladığı son albümden bir parça çalmak istiyorum. bu albüm daha önce yayınlanmamış stüdyo kayıtlarının bir derlemesi.

buradaki hissi tam olarak yansıttığını düşündüğüm bir şarkı geliyor şimdi

moving on

diyoruz.

çaldığım kaydın youtube videosu için şurayı tıklayın lütfen.

 

 

 

 

2 Responses
  1. Buraneros

    Nereden başlayacağımı bilemedim yoruma. Önce yazıyı okudum, fotoğraf çok hoştu onda kaldım. Sonra mutlu olma halleri bulaşıcı olmalı ki, gülümsedim. Fakat ilk kez dinlediğim şarkı… muhteşemdi. E sabah da güzel…

    Daha ne olsun, der başka bir şey demem an itibariyle.

    Bir de Radyo Z’ye ve Sevgili Zelda’ya teşekkür etmeliyim sanki:)

    1. radyo z

      mutluluk kesinlikle bulaşıcı ama korkarım biz daha çok öfke, umutsuzluk ve çaresizliğin bulaşıcılığına maruz kalıyoruz.
      ve asıl ben teşekkür ederim; burada yalnız olmadığımı hissettirdiğiniz için…

Leave a Reply

93 − 88 =