mektuplar; norbert…

“… İnsan ya Wagner’in müziğini sever ya da ondan nefret eder…”
-“my penfriend norbert s.”


sevgili norbert, uzun yıllardan sonra bir mektubuna yeniden yanıt veriyorum; keşke ilk verdiğim yanıtı da görebilsem. doğrusu yıllar içinde sana tekrar ulaşmaya çalıştım ama sosyal medyadan uzaksın anladığım kadarıyla. çocukken hayal ettiğin gibi müzisyen olduğunu gördüm sadece bu araştırmalarımda. hayatımıza yeni giren yapay zekâ sayesinde sana dair biraz daha fazla bilgiye sahibim artık. uzun yıllardır düsseldorf’taki heinrich-heine-symphoniker’de çaldığını, org sanatçısı ve kilise müzisyeni olan kardeşin hartmut’la, ki onu çok iyi hatırlıyorum, ikili olarak almanya’nın çeşitli kentlerinde obua-org konserleri verdiğinizi, repertuvarınızda ağırlıklı olarak bach, telemann, händel ve albinoni gibi barok bestecilerin eserlerinin olduğunu öğrendim; doğru mu bunlar? 


bugün sabahleyin mektuplarının arasından rasgele çektiğim bu mektubu okuyunca gülümsemekten kendimi alamadım; “hiç mi bir şey değişmez bu dünyada” dedim kendi kendime! hatta sonra 29 yaşındaki oğluma okuttuğumda, onun suratından geçen lanet olsunu görmemek de mümkün değildi! sonra 21 yaşındaki kızıma okuttum, “bazı şeylerin hiç değişmemesi” dedi o da. sonra da yıllarca yazışmamızı çok acayip buldu; “ne zaman bitti yazışmalarınız, neden bitti, kim bitirdi, sen mi?” diye de bir dizi soru geldi ardından…


o zamanlar sana inançsız olduğumu yazmıştım muhtemelen, 17-18 yaşından beri kendimi ateist olarak tanımlıyorum çünkü. bizim memlekette bu hala bir mesele. en son kıymetlimiz, okuldaşım, elimde olmadan çocuğummuş gibi sevdiğim stand-up komedyeni deniz göktaş’a soruşturma başlatıldı; gerekçesi “dini değerleri aşağılama.” oysa yıllardır, biz hep aşağılanıyoruz, yok sayılıyoruz, inanmadığımız bir dinin okullarda çocuklarımıza öğretilmesine mecbur bırakılıyoruz; üstelik çocuklarımıza her zaman bütün inançlara ve inananlara saygı gösterilmesi gerektiği öğretmişken… bunu sana anlatmak mümkün değil elbette… bana yıllar önce yazdıklarından sonra, kiliselerde konser verdiğini duyunca, bugün ne düşündüğünü merak ettim…

wagner soruna ne yanıt verdiğimi ise çok merak ettim… o zamanlar ne hissediyordum hiç hatırlamıyorum ama uzun yıllardır wagner dinlemiyorum; bu mektubu yazarken, yani şimdi senin için dinliyorum. bana hediye ettiğin kaseti ise ne yaptığım konusunda en ufak bir fikrim yok, bakacağım; tamamen unutmuşum ve bunun için çok üzgünüm. bach, schubert ve faure en çok dinlediğim klasik müzik sanatçıları, bir de max richter var tabii; cello suites ve goldberg variations yıllardır beni hiç bırakmayan albümler. barok ise genel olarak tahammül edemediğim bir tür. abine sakın söyleme ama orgun sesine tahammül edemiyorum! bugün hala seninle yazışıyor olsaydık, daha fazla müzik konuşurduk sanırım; müzik konusunda senin beni tanıdığın zamanlardan sonra epey yol katettim… 

“Umarım bu mektup fazla karamsar değildir. Ben karamsar biri değilim ve hayatımdan memnunum. Ama yolunda gitmeyen bazı şeyler var ve bunlar üzerinde düşünmek gerekiyor.” demişsin ya biz karamsarlığı epey aştık, delirmemeye çalışıyoruz. eğer bir muhalefet lideri olsaydım, yapacağım mitinge katılacak herkesi kafasına bir huni takarak gelmesini söylerdim 😉 

bir de “… Yolsuzluk hakkında sana daha önce yazmıştım. Sanayi dünyadaki siyaseti yönlendiriyor. Kâr edemedikleri yerlerde, özellikle sosyalist rejimlere karşı mücadele ediyorlar...” demişsin ya. burada da ne çok şey değişti değil mi? sanayicilerin yerini artık tech bro‘lar aldı; nurtopu gibi elon’umuz var? tabii bir de kızıl reis, bizimki zaten, onu hiç sorma… sosyalist rejimler meselesi ise artık bambaşka bir tartışmanın konusu!

ve evet kesinlikle haklısın yolunda gitmeyen çok şey var; dünyanın çivisi çıktı! sen de böyle düşünüyor musun?

izin almadan mektubunu birazcık paylaştığım için özür dilerim. bunu sevgili neslihan’ın geçmişe mektuplar çağrısı nedeniyle yaptım. eski mektuplara geri döndüm ve bu hayatta en fazla mektup aldığım kişi olan seninle başlamasam olmazdı… mektubunu okuduğumdan beri wagner dinliyorum… 

bana kazandırdıkların ve hayatımdaki varlığın için geç olsa da teşekkür etmek istiyorum. beni ben yapan şeylerden biri de sensin, buna hiç şüphem yok… sevgilerimle,
z.


8 Mart 1984
Sevgili Zehra,
Mektubun bana uzun zaman önce ulaştı. Sana geç yazdığım için üzgünüm. Yapacak çok işim vardı. Önce üniversitede işlerim vardı, sonra çalıştım ve en sonunda da bazı konserler verdim. Yazışmalarımız hakkında yazdıklarında bence haklısın. Aslında İngilizcem çok kötü; bu yüzden söylemek istediklerimin hepsini yazamıyorum. Din ve politikacılar hakkındaki düşüncelerim ise çok olumsuz. Vatikan’da olup bitenleri görsen inanamazsın! Papa I. Ioannes Paulus (John Paul I) değişiklikler yapmak istediği için öldürüldü. Papa II. Ioannes Paulus (John Paul II) bunları ve daha birçok şeyi biliyor ama değişiklik yapmak istemiyor (ya da yapmıyor). Vatikan Bankası mafyayla birlikte çalışıyor! Vatikan’da çok sayıda suçlu var ama Papa II. Ioannes Paulus Orta Çağ’dan kalma öğretileri anlatmayı sürdürüyor.

Daha birçok şey yazabilirim ama İngilizcem çok kötü. Umarım bu gerçekleri anlayabilirsin.
Dergilerde okuduklarım ve televizyonda gördüklerim beni üzüyor. Almanya’da Uwe Barschel olayı ve “atom mafyası” skandalı… Yolsuzluk hakkında sana daha önce yazmıştım. Sanayi dünyadaki siyaseti yönlendiriyor. Kâr edemedikleri yerlerde, özellikle sosyalist rejimlere karşı mücadele ediyorlar.


Sanayi İran’a ve Irak’a silah sağlıyor. Ve daha neler… Bütün bunlar ve İsrail ile Filistinliler arasındaki “savaş” hakkında sen ne düşünüyorsun?

Artık bitireceğim. Bu arada doğum gününü unutmuştum; son anda hatırladım. Doğum günün kutlu olsun. Önündeki yeni yılın sana en iyilerini getirmesini diliyorum.

Not: Umarım bu mektup fazla karamsar değildir. Ben karamsar biri değilim ve hayatımdan memnunum. Ama yolunda gitmeyen bazı şeyler var ve bunlar üzerinde düşünmek gerekiyor. Son haftalarda sık sık operaya ve konserlere gittim. Çok güzeldi. Operayı seviyorum. Wagner’in müziğini seviyorum. Yaşamı ve bazı konulardaki görüşleri kusursuz değildi ama müziğini seviyorum. Ayrıca Verdi ve Puccini’yi de seviyorum. Bu yüzden doğum günün için sana Richard Wagner’in müziklerinden oluşan bir kaset gönderdim. Umarım bu müzikleri seversin. Ama bu müzik birçok insan için anlaşılması oldukça zor bir müziktir. İnsan ya Wagner’in müziğini sever ya da ondan nefret eder. İsrail’de onun müziğini kimse çalmaz; çünkü yasaktır. (İsrailliler Wagner denince Üçüncü Reich’ı düşünüyorlar.) Şimdi gerçekten bitiriyorum. Hoşça kal.
Norbert

Not: Lütfen bana bir fotoğrafını gönder.









2 Responses
  1. Ah..Norbert IYS penfriendlerden mi? Yazıştıklarınız genç yaşınıza rağmen ne kadar temiz, ne kadar nitelikli. Gülümseyerek, içim ısınarak okudum. Kırk iki sene önceki ortadoğu gerçeği nerdeyse orada duruyor, daha da çok daha fena.
    “biz karamsarlığı epey aştık, delirmemeye çalışıyoruz. eğer bir muhalefet lideri olsaydım, yapacağım mitinge katılacak herkesi kafasına bir huni takarak gelmesini söylerdim 😉 ” demişsin ya, bir arkadaşım her sabah hunililerde bugün paylaşımı yapıyor. Hepimizin görünmeyen hunileri var.

Leave a Reply