“… o zaman “sabah” da varmış mavi-uç’ta…”
-tomris uyar, filizkıran fırtınası
geldi, sığırcıkların göçenleri ise gitti. yerleşik olan istanbullu sığırcıkları hâlâ parklarda görmek mümkün. son dört beş gündür güne, evin önünde dans eder gibi döne döne uçan bir grup kırlangıçla başlıyorum; uçuşları farklı, uçmaktan çok kayıyor hissi yaratıyorlar bende, adeta “buz dansı” yapıyorlar… bu sabah da öyleydi.
meşhur youtube doktorları şu sıralar hep birlikte güne erken, mümkünse dışarıda veya en azından pencereyi açarak, balkona çıkarak, gün ışığını doğrudan alarak başlanması gerektiğini söylüyorlar. yeni bir bilgi değil bu aslında; bedenin sirkadiyen ritmini, yani biyoritmini ayarlamak için gerekli. temel olarak doğru bir şekilde uyanmak ve bir sonraki geceye hazırlanmak için… bunu epeydir yapıyorum zaten, sabah rutinlerimin bir parçası; şu sıralar bana kırlangıçlar ve elbette martılarım derya ve hülya eşlik ediyor…
bu gece ikiden itibaren her saat başı uyandım. her defasında uykuya dönemeyip “biraz tomris’le oturalım en iyisi” diye düşündüğüm anda uyku beni yeniden kollarına aldı. şu sıralar geceleri uyku beni tutmazsa tomris’in 70’li yıllarda elele dergisinde kadınlar için yazdığı yazıları okuyorum; gecenin ruhuna ve kurşuna dönen tüy ağırlığına iyi geliyor bu yazılar. gündüzleri ise şiir okur gibi mavi-uç’u anlatan filizkıran fırtınası’nı okuyorum… belki de daha doğru bir ifadeyle anlamaya veya hissetmeye çalışıyorum; sembollerle, metaforlarla dolu masalsı bir öykü bu…

dün onlar tv’de şule aydın’ın gülcan özer’le yaptığı söyleşiyi dinledim. gülcan özer’in “hayatın hızı kendi iç hızımızı aştı” cümlesini duyunca, tomris’in içimi bu tekrar tekrar, döne döne okumalarla yavaşlattığını, kendime içimden bir yerden bakmamı sağladığını, beni elimden tutup içinde olduğumuz kaostan hiç yaşanmamış gibi olan bir hayata doğru çektiğini hissettim…
burada susuyorum ve bu sabah kırlangıçların dansını izlerken dinlediğim albümü çalıyorum. caro luna’nın ecos albümü bu; birkaç gün önce yayımlandı ve latin amerika ile ispanyol müziğinin klasiklerinden oluşuyor. şarkıların hemen hepsinin bu türü sevenler için tanıdık olduğundan eminim. sadece caro luna’nın sesi ve arkadan gelen hafif gitar tınılarından oluşan bu albüm, biraz olsun yavaşlamak için adeta…
kapak fotoğrafı ohara koson’un 1930 tarihli uçuş halindeki kırlangıçlar eseri (Kaynak)

