20
Mar

elliye varmadan önceki son çıkışı da kaçırdım…

köprünün ötesi 50 artık… bir yılda geçilecek bu köprüyü ağır ağır geçmeliyim…

40’lar iyiydi.

kendimle barışmıştım…

kendimle uğraşmayı bırakmıştım…

sonlara doğru etrafı “sallamamam” gerektiği sonucuna da vardım; uygulamak zor olsa da.

bu akşam bizim ada’mızla  küçük bir  krizin üzerine oturup konuştuğumuzda, “etrafındaki kadınların ne düşündüğüne takılma, önemli olan senin ne hissettiğin, ne olmasını, nasıl olmasını istediğin” dedim.  ve “seni etkilemelerine, seni üzmelerine asla izin verme” diye de ekledim.

bunu yapabilmek için ne çok yol almak gerekiyor, ne çok sapaktan alternatif yollara çıkmak gerekiyor oysa.

kaybola kaybola, kendini hızla akan bir nehrin ağzında, bir nebze huzurla buluyorsun…

neyse bunu geçelim.

***

bu yıl bahar çok güzel geldi buralara… sert geçen kışın ardından, ağır ağır, tadını çıkara çıkara, ışığıyla, enerjisiyle ve kokusuyla yavaş yavaş etrafı sarıyor. meyve ağaçları ilk kez bu kadar geç çiçek açtı, ağaç kabuklarının üzeri kadifemsi, küf yeşili yosunlarla kaplı ve yaşam sert kabuğun altından dışarı bırakıyor kendini… bunu izlemeyi seviyorum ve etrafımda bunu fark ederek yaşayanların çok az olmasından nefret ediyorum…

malum bir bataklıkta yüzmeye çalışıyoruz ama derin bir nefes için bunlar şart… bizi bu bataklıktan kurtaracaksa bunlar kurtaracak; nefes aldığımızın farkında olmak ve aslında her defasında sert bir kabuğun altından, soğuk bir toprağın altından geri döndüğümüzü bilmek…

***

kuzeylilerin kullandığı bir kavram var: hygee. ne olduğunu bilmiyorsanız şurada bir şeyler var

kendime 50’ye son durak olan önümüzdeki yıl boyunca böylesi anlar yaratmaya çaba harcayacağıma söz veriyorum. bana katılmak isterseniz buradayım…

arada hygeeliyelim ve öylece durup “tüm sesleri” duymaya çalışalım…

***

şimdi bir nevruz günü geldiğim bu hayata şükran diyorum ve kendime bir ane brun şarkısı çalıyorum.

feeling goods

 

Fish in the sea, you know how I feel
River runnin’ free, you know how I feel
Blossom on the tree, you know how I feel
It’s a new dawn, it’s a new day, it’s a new life for me, oh
And I’m feelin’ good

 

 

 

 

2 Responses

  1. Işı

    Ne güzel bir günde doğmuşsun, nice güzel yıllara ! Her sene doğum günü hediyenin çiçekli ağaçlar olması ne güzel.

    “bunu izlemeyi seviyorum ve etrafımda bunu fark ederek yaşayanların çok az olmasından nefret ediyorum…” Ben de böyle hissediyorum, kötü bir yalnızlık hissi. Ben bir erguvanı, bir manolyayı görmek için yolumu uzatıp 1 km. yol yürürken ne kadar çok insanın hiç umurunda değiller ve her geçen gün ne kadar çok ağacı binalara kurban ediyoruz.

    Bir hygge kitabı aldım geçenlerde, Remzi’de satılan İngilizce bir kitap. Güzele benziyor. Seviyorum nordik ülkeleri, sade hayatlarını, doğayla iç içe olmalarını.. Görebildiğim kadarıyla zaten hyggeleyerek yaşıyorsun. Yeni yaşında daha da fazlası olsun dilerim.

    Bir de güzel blog keşfettim sayende. Ane Brun, hygge, sade hayatım ve bahar bir araya gelince tam bir 21 mart yazısı olmuş, çok iyi geldi bana.

    Tekrar nice yıllara !

    1. Profile photo of radyo z

      merhaba, iyi dileklerin için çok teşekkür ederim. evet sanırım farkına varmadan hygee’leyerek yaşıyormuşum ben 🙂
      kitabı merak ettim, bakacağım mutlaka.

Leave a Reply

− 1 = 1

Skip to toolbar