bugünden itibaren…

işe başlayana kadar her gün bir yayın yapmaya karar verdim. neden derseniz biraz günlük rutinimi paylaşmak, biraz da bu tuhaf günleri burada benim bakışımla kayıt altına almak için…

uyku sorunum yine arttı. sürekli kesintiye uğrayan ve derinleşemeyen uykular uyuyorum.  doktor uyku hijyenimin bozulduğunu söylüyor; şu günleri atlatalım bunun için bir doktora gideceğim…

bu sabah da kötü bir uykunun ardından kalktım, ilacımı içtim, evi havalandırdım, salonu toparladım, twitter’dan son haberlere hızlıca baktım ve kapattım, dişimi fırçalayıp, nemlendiricimi sürdüm ve 20 dakika tai chi ve qigong hareketleri çalışarak vücudumu esnettim…

bu #evdekal günleri’nde tai chi ve qigong çalışmayı günlük rutinime dahil ettim, sonrasında da sürdürmekte kararlıyım… tao’cu yaklaşıma göre bunu 100 gün yaparsam kalıcı olurmuş; bugün ilk gün olsun! (7.45)

***

ben çocuklarla evdeyim ama a. her gün bisikletle tek başına çalıştığı ofisine gidiyor… az önce onu geçirdim; kahvaltı için bir yumurtalı sandviç ve akşamdan kalan yemeklerden hazırlanmış bir öğle yemeği kumanyası ile…

hayat evde başka türlü akıyor artık…

fox tv açık; hacettepe’den bir halk sağlığı uzmanı konuk… bu kanalın habercilik anlayışından nefret ettiğim halde son günlerde çok fazla izliyorum…

az sonra ben de kahvaltımı yapacağım… sonra ada için bir kahvaltı hazırlayıp masasına bırakacağım; saat 10.00-14.30 arası ‘bilgisayar başında okulda’ olacak çünkü… tezer kalktığında kendi başının çaresine bakar…

sonrasında günümü planlayıp bir süre ben de çalışacağım… (9.45)

***

bulaşıkları yıkadım ve çalışma masama geçtim….  niye bilmiyorum ama uzun bir aradan sonra putumayo’nun samba bossa nova seçkisini dinlemeye başladım. belki de bossa nova’nın insana sakin bir ritim vermesinden dolayıdır…

instagrama baktım ve sevgili alkım‘ın tam bu günlere uygun şahane metnini gördüm. onun yazılarını her okuduğumda blog günlerimizi özlüyorum.

şimdi buraya onun metnini bırakıyorum:

Bugün bu ressamın kitabıyla zaman geçirdim biraz. İsveçli ressam Carl Larsson’la (1865-1919) geçen yaz tanışmıştım. Berlin’de bir bit pazarında kitabını görmüştüm. Aslında resimleri tam olarak benim hoşlandığım tarzda değildi ama bakmaktan kendimi alamıyordum. Çocukluğumun Ayşegül serisindeki resimlerine benziyordu sanki biraz. Ve bir önyargımın daha yıkıldığına şahit olarak kitabı aldım. Ressam tamamen kendi aile hayatının sıradan anılarını resmediyor. Yaşadığı evi, karısını, kendisini ve 8 çocuğunu. Ev “insanın ilk evreni”. Yani çocukların kapıyı ağız, pencereyi göz olarak çizmeleri boşuna değil. Bachelard şöyle diyor: Yalnız anılarımız değil, unuttuklarımız da bir yere yerleşmiştir, bilinçdışımız yerleşmiştir. Ruhumuz bir konuttur. Ve evleri, odaları hatırlayarak kendi içimizde konaklamayı öğreniriz.” Kendi içimizde konaklamayı öğrenmek, ifadesi tam da ilk evrenimize döndüğümüz bugünlere denk düşüyor sanki.

***

sizi bilmiyorum ama bu belirsizliğe, huzursuzluğa ve tuhaf günlere rağmen evde olmaktan mutluyum ve bu süreçte elimden geldiğince iç sesimi dinlemeye çalışacağım.

evet şimdi size rosa passos‘dan bir samba boss nova şarkısı çalıp çalışmaya başlıyorum;

e luxo so

diyoruz. (12.30)

2 Responses
    1. radyo z

      buralarda olduğunuzu bilmek ne güzel (: bugün eczaneye uğrayıp melatonin alayım, öneri için çok teşekkürler…

Leave a Reply

+ 29 = 37