kategori

spring
bir haftasonunun sonunda migren beni ele geçirdi. öyle kötü bir gece geçirdim ki işe gidemedim. hala başımın sol tarafı zonkluyor… işin en kötü tarafı havada tek bir bulut yok ve evde çok fazla ışık var. perdeleri kapatınca nispeten daha karanlık olduğu için kendimi yatak odasına kapattım bugün; ışık gözlerimden girip kafamın içinde patlıyor çünkü… şimdi...
Read More
güzel yeşil erik yiyeceğiz kesin; etraftaki bütün erik ağaçları gelin gibi süzülüyorlar bugünlerde ve sanki bu yıl bahar ağır ağır tadını çıkara çıkara geliyor istanbul’a. ağaçların tomurcuklanan dallarına her gün keyifle bakıyorum ve heyecanlanıyorum… şu sıralar çalıştığım kampüste sabah yürüyüşlerini yaptığım yoldaki bütün delice armut ağaçlarını aşıladılar. bir tür büyü hissi yaratıyor bende ağaçların aşılanması. diğer...
Read More
8 mart şarkısı geliyor şimdi. burdur’dan, bizim memleketten elbette. feryal öney ve kardeş türküler‘den dinliyoruz; gülsüm Gülsüm, a Gülsüm, Sen buralardan gittiğinde Davarları, koyunları, sığırları, Sıpaları, tavukları, köpekleri kim gütsün? İnek sağdırı, odun kıydırı, südün pişiri, kaymağı taşırı, Ocakta yemek, öğlene pişcek, tarlaya gitcek Anası, atası, danası, sıpası… Atıyo tepesi, atıyo tepesi Öffffff beeeeee! Kınamızı...
Read More
… vücudunuz bir tapınak değildir. Bir lunaparktır. Onun tadını çıkarın!    telefonla arayıp çok üzüleceğin bir şey söyleyeceğim dediğinde bunu hiç beklemiyordum. bu hayattaki en sevdiğim şef, anthony bourdain kara trene binmişti; hem de biletini kendisi keserek… ofis arkadaşım “hayrola” diye seslendiğinde gözlerim dolu dolu haberi ona da ilettim. kim olduğu konusunda hiç bir fikri...
Read More
leonard cohen’in you want it darker’ını çalmaya başladığında bir rüyanın içinden sökülüp alındım. her şey bir fotoğrafla başlıyordu; yani hatırladığım kısmı bu. uyandığımdan beri öncesini hatırlamaya çalışıyorum ama yok tamamen silinmiş durumda. o fotoğraf antalya’nın eski mahallerinden birinde ve bahçesinde palmiyeler olan bir evin fotoğrafıydı; hafifçe eskitilmiş gibi ve sarı bir ışığın hakim olduğu bir...
Read More
belki de çıkıp yürümeliydim biraz ama tuhaf bir yorgunluk var bu aralar üstümde. sabahları vücudumun her yeri ağrıyarak uyanıyorum… kahvaltı yaptık, a.çıktı, bugün çalışması gerekiyor çünkü,  çocuklar hala yataklarındalar. pazarları genel olarak iş günümüz;  ev halkının hepsinin biraz ucundan tuttuğu temizlik, çamaşır ve belki bir az ütü günü. bugün buna da halim yok! dışarıda yağmur...
Read More
üşüdüm ve eve geldiğimde hafif acılı ve sarımsaklı bir tarhana çorbası yaptım… ali çalıştığı için akşam yemeğinde yoktu; çocuklarla yalnızdık. genel olarak bağrış, çağrış ve gülüşmelerle geçen akşam yemeğimiz bugün sakin ve durgundu… yemeğin sonunda herkes odasına çekildi; ben kendi başıma masada bir süre daha oturup pencerenin dışında uçan kuşları izledim ve kalan şarabımı yudumladım…...
Read More
sabahtan beri odaya yayılan iğde çiçeklerinin kokusunu içime çektim. kendimi bir kaç dakikalığına bahçeye atmalıyım diye düşündüm; öğle tatili bile yapamadım çünkü… ama önce bir mehmet güreli şarkısı dinleyelim kimse bilmez  diyoruz.
Read More
hissettiğim ağırlık son bir saattir gittikçe daha fazla kendini hissettiren bir baş ağrısına döndü. az önce hızla ofisten çıkıp kendimi bahçeye attım, mine’den bana sade bir kahve yapmasını istedim ve kahvemle ağaçların gölgesine sığındım… ağır ağır kahvemi içtim… öğleyin okuduğum öyküyü düşündüm; aslında daha çok ilk cümlesini: ” Eğer her olaya bir bir ad verilebilseydi,...
Read More
doğru yürürken incir ağacının kuytusunda bu güzel tekirle karşılaşmıştık geçen hafta; yastığın üzerinde, uyku mahmuru ve benden tedirgin olmuş halde öylece bakmıştı… *** evet bir philip glass melodisini sabah mahmurları için dinleyelim… morning passages diyoruz.        
Read More
1 2 3 5