balkondaki çalışma masamdayım. tezer yan tarafımda pizza hamuru yapıyor ve ben şu anda onun bana yaptığı nefis sert kahveyi ağır ağır yudumluyorum…

kulağımda kerem sevinç parçaları dönüp duruyor ve senin pencerendeki tül hafifçe havalanıyor rabia…

evet kerem sevinç senin için

esir

diyor…

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/Esir.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

bir kahve yapıp masaya çalışmak için oturdum…

öylece ekrana baktım, bir kaç mesaj okudum ve kahvemi içtim. sonra, ben en iyisi bir banyo yapayım diyerek kalktım…

şimdi yine oturdum ama içimden hiç çalışmak gelmiyor. kargayla bakışıp duruyoruz…

bu arada nereden aklıma geldi bilmiyorum ama uzun bir aradan sonra bir zamanların çok sevilen parçalarından oluşan listeleri dinlemeye başladım; şu ‘oldies but goldies‘ denen türden şarkıları…

en iyisi size bir parça çalıp, çalışmaktan vazgeçeyim ve içeriye gidip game of thrones izleyeyim.

santa esmeralda

you are my everything

diyor.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/20-Santa-Esmeralda-Youre-My-Everything.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

devam ediyoruz elbette…

sırada esin’in penceresi var…

bakılan yer burası olsa da içindeki sese ve hisse;

“... evi sahile öyle yakındı ki bazen rüzgarın taşıdığı kumlar pencere camına çarpıp kuru sesler çıkarıyordu…

çalıyoruz.

bu hissi duyan sevgili çiçek seçti şarkıyı

noir desir

le vent nous portera

rüzgar bizi sürükleyecek

diyor.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/Noir-Désir-Le-Vent-Nous-Portera.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

fotoğrafın tamamı için lütfen üzerine tıklayın…

şuraya şarkının en güzel kliplerinden birini ekleyeyim ve akor merkezi’nden aldığım sözleri aşağıda…

Yoldan korkmuyorum 
Tadına varmak, görmek gerekecek 
Göğüs boşluğunda zikzaklar 
Ve her şey iyi olacak 
…orada 
Rüzgar bizi taşıyacak 
Büyük Ayı’ya mesajın 
Ve yarışın yörüngesi 
Kadifeden, yumuşak kısa bir an 
Hiçbir şeye yaramasa da 
…git 
Rüzgar onu götürecek 
Her şey yok olacak ama 
Rüzgar bizi taşıyacak 
Okşayış ve mermiler 
ve bu felaket bizi çekip duran 
Başka günlerin sarayı 
Dünün ve yarının 
Rüzgar onları taşıyacak 
Omuzdan geçmiş genetik 
Atmosferdeki kromozomlardan 
Galaksilere giden taksilerden 
Ve benim uçan halım der ki 
Rüzgar onu götürecek 
Her şey yok olacak ama 
Rüzgar bizi taşıyacak 
Ölü yıllarımızın bu kokusu 
Bir gün kapını çalabilir 
Kaderlerin sonsuzluğunda 
Biri ortaya konur, peki karşılığında ne alıkonur? 
Rüzgar onu götürecek 
Deniz yükseldiğinde 
ve herkes kendi hesabını yaptığında 
Gölgemin derinliklerine 
Senin tozlarını götüreceğim 
Rüzgar onları taşıyacak 
Sen yok olacaksın ama 
Rüzgar bizi sürükleyecek

bu defa sevgili ayşegül’den…

25 yıllık yarinin köyünden bu pencere…

bakınca içimde umutlu bir şeyler kımıldadı ama sonra birden bir süre önce içimde döndürüp durduğum bir şarkı arkadan hafif hafif çalmaya başladı…

dönersen ıslık çal 

diyoruz.

manuş baba söylüyor.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/Manuş-Baba-Dönersen-Islık-Çal-Official-Audio.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

 

dinliyoruz.

fotoğraf ay tutulması gecesinden; ben bayıldım ve sessizce bir kadeh de şarap ekledim fotoğrafa.

ve bu fotoğrafın şarkısı ne olur diye düşünmekten çok ben o esnada ne dinlerdim diye düşündüm.  yanıtı çok netti; niye bilmiyorum ama kesinlikle nick cave’i dinliyor olurdum sanırım.

evet

spell

diyoruz.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/Nick-Cave-The-Bad-Seeds-Spell.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

fotoğrafın tamamını görmek için lütfen üzerine tıklayın

 

onun penceresinden görünen manzaraya eşlik eden parçamız sumru ağıryürüyen‘den olsun.

sözler tanju duru, müzik mehmet güreli.

beyaz gece

diyoruz.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/Sumru-Ağıryürüyen-Beyaz-Gece.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

sözde her gün en azından bir şarkı çalacaktım.

beni biraz zorlamak için şöyle bir oyun oynayabiliriz mesela…

epey bir zaman önce bir baharda, pencere fotoğrafları istemiştim. keyifli olmuştu…

hadi şimdi de siz bana bir pencerenizin fotoğrafını gönderin ben de ona bir şarkı bulayım 😉

ne dersiniz?

kafamı oturduğum yerde sola çevirdiğim de gördüğüm pencere manzaramı  ve şu anda  içimden geçen şarkıyı çalayım size başlangıç olarak…

kiosk‘dan

nefis bir cover geliyor.

those were the days

diyoruz.

 

Those were the days my friend
We thought they’d never end
We’d sing and dance forever and a day
We’d live the life we choose
We’d fight and never lose
For we were young and sure to have our way.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/those-were-the-days-kiosk-کیوسک.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

 

bırakmaya karar verdim.

en azından günde bir kez olsun, bir cümleyle de olsa bir şarkı çalacağım…

nefes niyetine… sözcüklerle bağımı yitirmemek için; pamuk ipliğine bağlılar çünkü…

***

iki sabahtır yunusları görüyorum… bu sabah serviste, sonbaharı özledim diye düşünürken ve zihnimde aslı erdoğan’ın “Birden taş gibi ağırlaşır, dibine kadar battığınız dünyaya bakakalırsınız” sözleri dönerken, iki yunus kıvrıla kıvrıla kıyıya paralel geçip gittiler…

içimde back to autumn çalmaya başladı.

tall heights söylüyor.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/08/Tall-Heigths-Back-To-Autumn-Lyrics.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

fotoğraf dünün gün batımından… sonbaharın ışığı vardı…

 

hazırım sanırım. günler sonra onunla birlikte yaşayamayacağımızı kabul ettim; hala fotoğraflarına bakamıyorum. bakınca, boğazımda bir düğüm büyüyor…

bir kedimiz olacaktı… uzun çok uzun bir süredir gölge’nin, canım patti’min annesinin, kendine bir eş bulmasını bekledik, yakışıklı thor’dan hamile kalamayan gölge sonunda kendine bir eş bulup hamile kalmıştı; baharda doğum haberi geldi. dört kardeştiler; üç oğlan bir kız. önce iki oğlan gitti, ardından biz sonunda tatilden döndük ve patti’mizi alabildik. ilk gece o da, biz de şaşkın ve huzursuzduk; o yeni bir eve gelmişti, biz bir hayvanla yaşama deneyimine doğru düzgün sahip değildik. ve yıllar sonra yeniden bebekli ve uykusuz bir gece geçirdik. önce ali onunla vakit geçirdi epey, sonra ben salona gittim. emzirme koltuğu kıvamında bir koltuğa oturup onu kucağıma aldım ve göğsüme yatırdım. biraz oynadık, sonra aşağıya indi, patisini ayaklarıma dayadı ve gittikçe derinleşen, karanlık, güvenli bir kuytuya sığındığını hissettiğim bir uykuya kendini bıraktı. ben de gözlerimi kapattım… gün ağarmaya başladığında uyandım ve parmak uçlarımda yatağıma geçtim; sabah artık evin bir elemanıydı ve bizden biriydi…

ama geçirdiğimiz zaman arttıkça, vücudum alarm vermeye başladı; gözlerim, boğazım, burnum… evet alerjim yine ve yeniden bütün saçmalığıyla ortaya çıktı. kedi alerjisiyle ilgili bir sürü yazı okudum ve altuğ ile konuştum. aslında bir bedenin, her kediye aynı reaksiyonları göstermeyeceğini öğrenmek sanırım  beni en çok acıtan şey oldu. patti değil, kardeşi gece gelse belki bunlar olmayacaktı… veya zamanında, istasyonda doğan sokak kedisi blues’u alabilseydik….

sanırım evde kedi maceramı sonlandırdım; hadi patti olmadı, başka bir kedi deneyelim demenin düşüncesi bile hasta ediyor çünkü…

onu özlüyorum, hem de çok özlüyorum; en çok şu yukarıdaki bakışını ve ayaklarıma sarılmasını.

***

elbette patti smith söylüyor; kendi kendisi cairo’ya.

2008 yılında çıkan “Patti Smith: Dream of Life” belgeselinden bu parça, adını bilmiyorum…

şurada videosu var.

[audioplayer file=”https://radyoz.info/wp-content/uploads/2017/07/Patti-Smith-sings-to-her-cat.mp3″ leftbg=”b6b4b2″ lefticon=”c8c5c5″ track=”ffffff” tracker=”f2b5b5″ text=”000000″ righticon=”ffffff” width=”300″ rightbg=”7b7b7b” volslider=”ffffff” skip=”ffffff”]

 

 

1 33 34 35 36 37 49