“olsun demek de zor artıkçocuk düşlerimiz yok artık“–pilli bebek, olsun son günü… güne bir savaş haberiyle başladık yine! israil iran’ı vurmaya başladı… iranlı muhalifler mutlu sanki. denize düşen yılana sarılır hikayesi bu. bu durumu eleştirmiyorum; iranlıların o topraklarda ne yaşadığını bulunduğumuz yerden anlamamız mümkün değil! öte yandan iran, suriye’ye dönüşebilir mi? asıl soru bu herhalde!...Read More
“… sana bu karanlık, bu gürültü içindeellerimi uzatıyorum…”-e. engin, hümeyra, l. becguet, m. erenus diyorum; nedeni elbette sevgili neslihan’ın aşağıdaki çağrısı… …. Önümüzdeki bir ay beraber ve solo yazacağımız bu resetlemeler evreninde ortaklaşma havuzumuza aşağıdaki sözcükleri atıyorum, seçin beğenin kullanın, siz de kendinizinkileri katın, üstüne düşünün yazın. Kişisel ve toplu, birer birer ve birlikte resetlemenin bizi taşıyacağı yeni...Read More
“Toprak kimseye ait değil, geleceğe aittir Carl.”-alexander, ey öncüler geçen yıl olduğu gibi yine datça yarımada’sında geçirdik; yarın dönüyoruz. üzüldüğümü söyleyemeyeceğim, istanbul’daki hayatımı özledim… geçen yıl baharı yaşamıştık burada, papatyalar çiçeklerini açmamakla birlikte, diz boyu olmuşlardı… etraf baharın yeşilliğindeydi… bu yıl olması gerektiği gibi kışı yaşıyoruz ve bundan memnunuz. günlerimiz yağmurun nefesi, sert esen lodoslar...Read More
“Ihlamurlar altında çocuk kaldık bir gece…”-ersen , ıhlamurlar altında kokusu var bugünlerde… sabahları yürüyüş yaptığım parka girer girmez yüzüme çarpan ıhlamur kokusuyla gülümsüyorum. dönüşte bir kaç çiçek almaktan kendimi alamadım bugün ve kahvaltımı ıhlamur kokusuyla yaptım. şimdi de çalışma masamda bir suyun içinde yüzerek kokularını yayıyorlar… o yüzden bir ıhlamur melodisi çalmasam olmaz öyle değil mi?...Read More
“… Bir dünya daha olmalı, buradaBir yerde, o kadar yakın ki,Seslensem duyulacak belki,Belki başladım onu yaşamaya.“ -melih cevdet anday, yeni bir dünya 2024 yılının son günü olan salı sabahı saat yedi gibi yola çıktık ve datça’ya ulaştığımızda saat altıyı geçiyordu. güzel bir havada, genel olarak müzik dinleyerek ve ara ara haberlere bakarak sakin bir yolculuk yaptık....Read More
“… bu görmezden gelemeyeceğim bir hak; tutkuyla sevdiğim topraklar için şarkı söylemek…” –parastoo ahmadi yolun yarısında yakaladım bu yolculuğu. yol ne derseniz “yay güncesi” yani aralık ayının kaydı bir anlamda, yılı bitirirken derin bir nefes alarak koşmaya devam etmek gibi. bir sonraki yıla daha güçlü girmek için; en azından benim için böyle! sevgili neslihan‘ın başlattığı...Read More
“… Bir yaralı, bir asi, bir uyumsuz ve bir büyücü. Güzel iş…” – anne yine parçalı bulutlu bir uyku uyudum… ara ara kalkıp dolaştım… karanlıkta martıları kontrol etmeye çalıştım… yağmuru dinledim… ve yatakta telefonun ışığında kitabımı bitirdim; sonrasında da başucumda duran michael tournier’in veda yemeği kitabının, yıllardır okumaktan hiç sıkılmadığım ilk öyküsünü okudum… böyle yapınca, yani yatakta...Read More
“Aralarında hiç kimse hiç bir şey yoktu. Bir ağaç, gölge ve toprak, o kadar…“ -burhan sönmez, taş ve gölge kitabını ilk olarak murathan mungan’ın bir tivitiyle farkettim… kitabın “dublin literary award” ödül listesine girdiğini ve bunun kutlanacak önemde olduğunu söylüyordu. artık burhan sönmez okumayı ertelemeyeyim diye düşündüm ve kitabı aldım. “büyük bir beklentin var mıydı?”...Read More
“… Ben Fabienne’nin bıçağının bileyitaşıydım. Hangimizin daha sert malzemeden yapıldığını sormanın anlamı yoktu.” –agnes, kazkafanın kitabı gördüm. melih cevdet anday bir şiirinin heykelini yapmıştı; ahşap, muhtemelen kayın ağacından, insan bedenin bir hareketini anlatan, kavisleri olan, aşağı yukarı kapı büyüklüğünde bir heykel! ertesi gün a.’ya rüyayı anlatırken, o beden hareketini bir türlü anlatamadım; çünkü bedenimi o...Read More
“… Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkılmaz. Kurşunkalem kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. …“ – ilhan berk, dün dağlarda dolaştım evde yoktum yazılmış bu yayına, aynı süreçte benimle olan bir melodi eşlik etsin. joseph tawadros‘dan dinliyoruz; hidden voices. bu gece rüyamda ziya paşa’nın iki çiçek şarkısını çalacaktım radyoda… oysa ne ziya paşa’yı tanıyordum...Read More