kategori

ya kebikeç!
yorucu ve bir tür girdap; döne döne aynı saçmalıkları yaşarken, dibe doğru sürüklendiğimizi hissediyorum bazen… buradan bir yere varmayacağım. söyleyip kaçıyorum 😉 *** iki gündür eğitimdeydim; sabahtan beri masama çöküp biriken işleri toparlamaya çalıştım. şimdi kendime bir ot çayı yaptım ve yanağımı okşayacak bir melodi ararken maria teresa vera ile karşılaştım. tam hayal ettiğim gibiydi....
Read More
ve çalışma masamda, parmaklarımın üzerinde güneş ışıkları dans ediyor. aralık pencereden esen rüzgarı ise panjurun sesinden hissediyorum… işe gömüldüm… birden çalmaya başlayan bir melodi her şeyi durdurdu… kahvemden bir yudum aldım, sesi açtım. kendimi bir süreliğine müziğe bıraktım… birlikte dinlemesek olmazdı! evet katie grey set free diyor…   …. And you got style And you...
Read More
her şey üstüme üstüme geldi… “en iyisi balığa çıkmak” dedim… işleri toparladım, ofisi kapattım… hemen kıyıya inip, beni arada balığa çıkaran balıkçıyı buldum. oltayı, yemi her şeyi benim için hazırlamıştı önceden. ben de bir büyük matara kahve ve bir küçük matara “pekmez” hazırlamıştım kendime. yıllar yıllar önce, odtü’de yurtlardan bir arkadaşımla, karlı soğuk ankara günlerinde,...
Read More
bayağı karanlıkta evden çıkıyorum… günün ilk ışıklarına neredeyse yetişiyorum. bilirsiniz sabahlar günün en sevdiğim saatleridir ve hızla ilerleyen servisin camından ışığın dalga dalga etrafı sarmasını izlemek bu dönüp duran hayatta en sevdiğim şeylerden biridir. bu sabah da öyle bir sabahtı… kulağımda anouar brahem trio‘un astrakan cafe‘sini dinlerken sabahın güzelliğinden gözlerim doldu. paylaşmasam olmazdı… bir de...
Read More
bitti. ağır ağır, sevgili natalia’dan vedalaşmaktan korkarak bitirdim kitabı; kafamda kitabın başında yazan kısacık ama çok ağır bir cümleyle beraber: “canım, bütün bunlar hayat işte” kadınların kendi gerçekliklerini yaşadıkları, sıkıştıkları hayatın içinden anlatabildiklerini düşünürüm hep… bildikleri, izledikleri, öğrendikleri, hissettikleri, sürdürdükleri tek gerçeklikle, yaşadıkları hayatın izleri, kokuları, olayları ve tecrübe ettikleri her şeyle yeniden yeniden kendilerini...
Read More
bob dylan‘a bugün nobel edebiyat ödülü verildi… adam tartışmasız şair, tartışmasız müzisyen… ritminden ve değerinden hiç kaybetmeden üretmeye devam ediyor… ödül ilanında komite sözcüsü “Sappho ve Homer’in şiirleri de müzik eşliğinde sunulurdu. O büyük bir şairdir” demiş. bakalım bu ödüle reaksiyonu ne olacak dylan‘ın; merakla bekliyorum. elbette bob dylan dinleyeceğiz ve elbette bir bob dylan...
Read More
facebook’da şöyle yazdı; “Sabah evden çıktım, önümde kirpi, akşam dönerken bir fare… kimbilir ne yaşamlar ne ruhlar var daha hemen yanıbaşımızda, ama göremediğimiz. Bugün, şehrin tüm gürültüsüne rağmen belki bir kuş sesi size ulaşmaya çalışıyor, belki de güneş tenimizde kışın anımsamamız için bir iz bırakmaya…” bunu hep düşünürüm ve şu sıralar okuduğum kitap güvercinler gittiğinde‘yi...
Read More
kısa bir mola niyetine çay yaptım. rezene, kiraz sapı, yeşil çay ve karanfilden oluşan bir çay. ve yanına kurabiye niyetine bir pink martini şarkısı dinledim. tea for two diyoruz… burada pink martini‘ye little jimmy scott eşsiz sesiyle eşlik ediyor.
Read More
buna şarkı çalmadan geçmek olmaz değil mi? şimdi dinleyeceğimiz parça, radyo z’nin blog olarak yayın hayatına başladığı gün çaldığım ilk şarkı; şahane bir UB40 şarkısı bu; I love it when you smile diyoruz. ama bir de youtube’da size gülümseme temalı bir liste yaptım. onun için de şuradan buyrun; be calm & keep smiling elbette gülme üzerine pek çok...
Read More
amália rodrigues’in ölüm yıldönümü… ofisten uzak kaldığım iki günün ardından yoğun geçiyor gün elbette. az önce meryem’in her derde deva ot çayından alıp fado dinlemeye başladım. size de çalmadan olmazdı tabii… evet amália rodrigues söylüyor, tudo isto é fado
Read More
1 18 19 20 21 22