kategori

winter
bir excel tablosunda kayboldum. bir tür kapan gibi; kurtulamıyorum.  tam bitti derken bana geri dönüyor ve sanki önümüzdeki günlerde de dönmeye devam edecek… adını bumerang koydum! içimde dönüp duran bulantıdan kurtulmak için bir şey yapmam gerekiyordu. spotify’ı kapattım ve müzik  arşivimin olduğu hard disk’i bilgisayarıma taktım. uzun süredir dinlemediğim, ritmi yüksek bir şeylere ihtiyacım vardı...
Read More
“… Its gonna feel just like those raindrops do When they’re falling down, honey, all around you…“ ― lorenz hart     marmaray’da dönüş yolu. yanımda bir anne kız var. 4-5 yaşlarındaki ufaklık biraz haylazlık yapıyor; sanırım oturmak istemiyor.  sürekli kıpırdanarak yere doğru kaymaya çalışan ufaklığa annenin söylediği ise “ gel buraya atarım yoksa seni...
Read More
cuma günü yapacaktım ama olmadı… ilk kez hizmet aldığımız kalibrasyon firmasının karman çorman bir şekilde teslim ettiği işin karmaşasını bütün bir gün çözmeye çalışırken bunalıp kaçtığım instagram’da sevgili  crowsday‘in yazısı bir anda beni olduğum yerden başka bir boyuta kaçırıverdi; o fotoğrafa ve sözlere içimden bir yayın yapmak gelmiş ama karmaşa beni yeniden içine çekmişti… şimdi...
Read More
“sonsuzluk varsa son-uç yoktur“ ― bora ercan     üç kitap, bir film ve hissettiklerimle döndüm. melodimizi yazıya eşlik etsin diye başa bırakıyorum bu sefer. mari samuelsen çalıyor timelapse *** ilk olarak juan carlos onetti‘nin kısa hayat‘ı ve şu sıralar varoluşumuza dair hissettiklerim… kitapta senaryo yazarı brausen, karısının geçirdiği ameliyattan sonra bedenen ve ruhen farklı...
Read More
“… Tüm vaktim yaşamakla geçiyor…“ ― Ursula K. Le Guin   dönüp masamda sevgili ege’nin hediyeleri ile karşılaşmak şahaneydi. kartını heyecanla okudum. sonra kitabı hızlıca karıştırdım. kendime bir kahve yaptım, o demlenirken penceremden hafifçe yağan yağmuru, karşımdaki ağaçtaki serçeleri, bulutların arasından sıyrılmaya çalışan güneşi izledim ve elbette ege’nin karta yazdıklarını düşündüm… sonrası biriken işler, buraya...
Read More
bir şeyi, irvin d. yalom tek bir cümleyle özetlemiş… geçenlerde aniden karşıma bu cümle çıktığında, tam olarak budur diye düşündüm: “hatıralar aslında sandığımızdan daha kurgusal” geçmiş geride kaldıkça ve bizden uzaklaştıkça, onu birlikte yaşayan insanlar olarak, ona yüklediğimiz anlam, içerik ve duygu açısından tamamen farklılaşıyoruz ve o geçmiş aslında bizim kim olduğumuza, ne yaşadığımıza ve...
Read More
mutfağı toparlamaya başladığımda pencereden bir kumrunun sesi geldi. yavaşça yanaştım; tüyleri kabarmış halde öylece dönüp bana baktı. sonra dikkatlice geri çekildim ve telefonumu aldım. iyice yanaşarak fotoğrafını çektim. o ise hiç istifini bozmadı, hafifçe tedirgin beni gözünün ucuyla yokladı sadece… evimizin yan tarafındaki boş arazide inşaat artıklarından oluşmuş minik beton tepeciğinin hakimi köpeğimiz de oradaydı her...
Read More
birazcık güneş görünce kendimi dışarıya attım. söğüdün yaprakları çıkmaya başlamıştı; bahar da kapının eşiğinde diye düşündüm ama güneş ısıtmıyordu. yanıma aldığım zencefilli çayın acısı da içimi ısıtmaya yetmedi. okuduğum kitabın sözcükleri de ağırdı zaten. birazcık oturdum ofise geri döndüm… ama bu serin güneş tuhaf bir şekilde kitabın melodisini çağırdı. bir anouar brahem melodisi bu ashen sky...
Read More
devam ediyorum… ve bu parçada jakub józef orliński‘ye cappella dell’ospedale della pietà eşlik ediyor. yine vivaldi ve bu sefer sento in seno  diyoruz. kulaklığı takın ve sesi açın derim…
Read More
twitter’da gezinirken sevgili bahar’ın, “counter tenor michaelangelo’nun david’ine benziyor.. insanı çaresiz bırakan bir kombinasyon olmuşsunuz bayım” diyerek paylaştığı bir youtube videosuyla günüm şahane başladı. gencecik polonyalı kontrtenor  jakub józef orliński‘yi burada paylaşmasam olmazdı; hala onunla devam ediyorum çünkü… söylediği parça antonio vivaldi‘nin Il giustino‘sundan vedro con mio diletto
Read More
1 2 3 5