kategori

rüyalar
“Rüya, ruhun en derin ve en mahrem sığınağının küçük, gizli kapısıdır.” -carl jung hissiyle geçti tatil ve ardından gelen haftayı da bitirmenin eşiğindeyiz… tatilde evde a. ile yalnızdık; ada’mız arkadaşında kaldı. sakince çalıştık, diğer bayramın aksine neredeyse hiç dışarıya çıkmadık… ben kızıl goncalar‘dan sonra yeni bir yerli bir diziye, bahar‘a takıldım… diziyi bitirdim ama sadece...
Read More
“317. Kulaklarım kuyu, gözlerim saat.” – anita sezgener, nabız kayıt akbank sanat’ta “şehrin gürültüsü’nde günce”başlıklı bir söyleşiye katıldım… şu sıralar peşine düştüğüm güncelerim, gürültü meselesinin “dayanılmaz cazibesi” ve elbette sevgili anita’yı dokunabileceğim bir uzaklıkta dinlenme fırsatı bu söyleşiye gitme nedenlerimdi. konuşulanların ayrıntısına girmeden, söyleşinin bir anlamda yörüngesinde dönerken hissettiklerime ve çağrıştırdıklarına dair olacak yazdıklarım…  söyleşide konuklara ilk...
Read More
“rüyamda sağ bir geyiğin düş kırıklığına uğramış avcıdan af dilediğini gördüm.” – nemer ibn el barud yapmıştım dört gece önce rüyamda. iki küçük tepside, ekmeğin üstüne minik patatesler yerleştirmiştim niyeyse; bunlar pişer mi acaba diye düşündüğümü hatırlıyorum… diğer bir tepsi ekmeği ise havuç dilimi baklava şeklinde yapmıştım… gecenin ilk saatlerinde uyandım ve ekmek tepsilerinden ibaret...
Read More
“acaba düşe düşe dünyanın tam içinden geçip öbür tarafına çıkar mıyım?” – alice harikalar diyarında, lewis carroll en son 7 şubat günü şöyle yazmışım; kahramanmaraş merkezli korkunç bir deprem oldu dün. on il etkilendi. durum korkunç. aslında iki deprem oldu peşpeşe. insanlar perişan durumda. hava soğuk. yardım yetersiz… ardından yaşananları biliyorsunuz zaten! çoğumuz gelmekte olan o...
Read More
… I am the walking woman who vanishesThe dreamer full of dreamsAll is vanityI swear on the eternity of the stars and the universe that life is so fragile and evanescentand that angels give their caring luminescence… son beş altı gündür ihmal ettiğim sabah sporumu yaptım; dizlerimi, sırtımı, boynumu ve belimi güçlendiren bir dizi hareketin...
Read More
başladığım 1Q84 kitabını bu sabah erken saatlerde bitirdim… her ne kadar haruki murakami’nin yaşayan en iyi yazarlardan biri olduğunu düşünmeyip, nobel edebiyat ödülü alacak söylentilerini ciddiye almasam da kendisini pek severim; 1Q84 de şu sıralar tam ihtiyacım olan şeymiş doğrusu. neredeyse 2 aya yayılan bu okuma bir önceki yayında da yazdığım gibi “pause” işlevi gördü...
Read More
“… ağaç bile bile yaprağını döküyor aşağı…” – küçük iskender, lalenin gömleği gece yine çok uyanmalı, çok kalabalık rüyalı ve huzursuzdu… bir rüyada, çok gençtim ve abd’ye gidecektim, şu anda evde kullandığımız en büyük valize, yarı karanlık bir odada, elime ne geçirirsem koyuyordum. sonra birden orada geçireceğim günlerin yaz mevsiminde olacağını farkedip, bu kazakları niye götürüyorum...
Read More
rüyadan kaçınca aether bulur mavinin kıyısındaki seniz. dörde doğru uyanıyorum… ama bu gece, mad mikkelsen’ın oynadığı bir filmde kızına söylediği gibi 500’den geriye saymaya başlayarak uykuya parçalı da olsa geri dönebildim… her uyuyup uyandığımda geriye rüyalarımın bir anı, küçük bir parçası, sıkışıp kaldığım bir düşüncenin dönüp durması hali kaldı. bir rüyada büyük bir marketin kutular...
Read More
gece saat 3.10… saat ikiden beri uyanığım… bir süre salondaki koltuğa geçip uyumaya çalıştım ama gece beni tamamen ele geçirdi; onun evreninin rüyalarla çevrili bulutsu yakasında değilim sert ve karanlığını en yoğun şekilde hissettirdiği yerdeyim… salonda yılbaşı ağacının ve bilgisayarın ışığı var sadece. ocak ayı olmasına rağmen ev soğuk değil… kalorifer yanmıyor… bu yılbaşı bize...
Read More
“… Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur, içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder…” — C. G. Jung     bütün baba ailemi bir akşam yemeğinde ağırladım. bir araya gelme nedenimiz üzüntülü bir şey içindi ama nedense herkes çok keyifliydi; muhtemelen bu ailenin bilinçaltıma işlemiş hayata bağlılığı ve enerjisindendi bu hissediş… diğer yanda yemek telaşı, sofra...
Read More
1 2

kategoriler