kategori

başka dünyalar mümkün
bir excel tablosunda kayboldum. bir tür kapan gibi; kurtulamıyorum.  tam bitti derken bana geri dönüyor ve sanki önümüzdeki günlerde de dönmeye devam edecek… adını bumerang koydum! içimde dönüp duran bulantıdan kurtulmak için bir şey yapmam gerekiyordu. spotify’ı kapattım ve müzik  arşivimin olduğu hard disk’i bilgisayarıma taktım. uzun süredir dinlemediğim, ritmi yüksek bir şeylere ihtiyacım vardı...
Read More
cuma günü yapacaktım ama olmadı… ilk kez hizmet aldığımız kalibrasyon firmasının karman çorman bir şekilde teslim ettiği işin karmaşasını bütün bir gün çözmeye çalışırken bunalıp kaçtığım instagram’da sevgili  crowsday‘in yazısı bir anda beni olduğum yerden başka bir boyuta kaçırıverdi; o fotoğrafa ve sözlere içimden bir yayın yapmak gelmiş ama karmaşa beni yeniden içine çekmişti… şimdi...
Read More
Sarı Çiğdem İlk biz geldik dünyaya Gelir gelmez Sevmeyi çalışmayı öğrendik Bir gün yası öğreneceğimizi Hiç bilmiyorduk. ― İlhan Berk (Anlatılır Gibi Değil Yası Çiçeklerin)   bora, gül’ün doğum günü için bir müzik listesi hazırlamamı istediğinde bir zamanlar büyük bir açlıkla toparladığım müzik arşivime daldım. arşivimi tararken, buraların hep dutluk olduğu o eski güzel radyo z günlerine de...
Read More
dokuz nisan’da yazmışım. geçen bunca zaman yazacak çok şey oldu aslında ama içimden yazmak gelmedi hiç. sanırım olan biten şeylerin en önemlisi olan seçim saçmalığından ayrıntılarıyla söz etmek istemiyorum. çünkü nasıl anlatacağımı bilmiyorum. tamamen akıl dışı bir kuyuya düşmüş ve orada sıkışmış gibiyiz. her gün yeni bir saçmalıkla karşımıza çıkıyorlar. aslında hepimizi kendi sıkıştıkları kuyuda tutmaya çalışıyorlar. bence sonlarına...
Read More
bir rüya gördüm. bir iran masalının içindeydim ve geride çok kısık sesle bir şehram nazıri melodisi çalıyordu. bütün bunları, rüyaların o saklı evrenindeki bilgelikle biliyordum… tamamen terra cotta renklerin tonlarından oluşan bir evrenin içindeydim. kaldırıp baktığımda ellerimin de sarıdan kızıla dönen bir toz renginde olduğunu farkettim ve uyandım… sevgili cahit’in dizelerinde gibiydim: bir masaldan çıkıp şiire kaçmıştım…*...
Read More
izlemek isteyip izleyemediğimiz the wire‘ı sonunda izledik ve bitirdik. benim için izlediğim tüm diziler arasında, açık ara farkla gelmiş geçmiş en iyi dizi bu. herkese tavsiye eder miyim emin değilim; yazdıklarımdan sonra ne yapacağınıza siz karar verirsiniz… *** yazar ve eski polis muhabiri david simon tarafından yazılmış bir amerikan suç drama dizisi bu. 2002-2008 yılları arasında beş sezon...
Read More
gri ve serin sokağa bıraktığımda havada hafif bir yasemin kokusu vardı. gülümsedim… ardından şimdiye kadar bir sarmaşığın arkasına gizlendiği için göremediğim bir dut ağacının salkım salkım sarkan dutları dikkatimi çekti; olgunlaşan bir kaç tanesini ağzıma atarak yürümeye devam ettim, bir kedi “yakaladım seni” der gibi bana baktı, ona da gülümsedim. tren istasyonu yerine geçici olarak...
Read More
hiç bir şey yapmaya enerjim kalmamıştı. ev halkına akşam yemeğini yemek sepeti maharetiyle halledeciğimizi de yazmıştım zaten. bir çuval gibi kanepeye yığıldım kaldım ve akşamın erken saatlerinde de kanepe uyudum. gece sürekli terleyerek ve berbat bir başağrısıyla uyandım; hala beynim adeta zonkluyor… a&a erken çıktılar. t. salondaki kanepede uyumaya devam ediyor. ben birbirlerine kur yapan kumruların...
Read More
The westernmost island of the West Reach, and of the whole of Earthsea; inhabited solely by Dragons. Few humans have ever visited it. Known for the saying “As long ago as forever and as far away as Selidor”     uyanacağımı biliyordum ve o sabahın gelmesinden nasıl korkuyordum anlatamam. elbette bu ölümlü dünyada, bizim kocakarı...
Read More
1 2 3