6
Jun

her şey öylece geçiyor…

ve buraya uğrama girişimlerim her defasında başarısızlıkla sonuçlanıyor.

memleketi seçim havası sardı; bu sefer başka bir heyecan ve sanki bir umut dalgası var. bir şeylerin kesinlikle değişmesi gerekiyor artık; aksi durumda bu bataklıktan çıkamayacağız…

ve söylemeden edemeyeceğim. prompter’ın bozulduğu andaki sessizlik enfesti ve uzun zamandır izlediğim en iyi kısa filmdi 😉

***

t. bu yaz sonuna kadar ispanya’da olacak; bu onunla en uzun ayrılığımız. iki yaşındayken bir ara yaptığım yurtdışı iş seyahatleri nedeniyle yokluğumda ortada hiç bir hastalık belirtisi yokken ateşlenirdi. ben dönünce ateş falan kalmazdı. o günler çok uzaklarda kaldı ve o ateş bambaşka bir şeye dönüştü artık…

***

the leftovers’ı izlemeye başladım. inanılmaz bir diziymiş, beklediğimden kesinlikle daha iyi çıktı. kaybetme,  inanç ve unutma üzerine ilk sezon…

inanmama hakkımız engellenemez” diyerek slogan atıp ve diziden bir alıntı yapıp çıkacağım buradan;

İyi bir çocuksun Tom. Sorun değil. Bu yüzden içinde zehir varmış gibi hissettiriyor. Sen bir boşluk olana kadar seni yakacak…

***

bugün plansız bir şekilde evde kalmak zorunda kaldım ve işe gidemedim. şu anda leftovers’ın müziklerini dinliyorum ve mürver ağacına karşı yaseminli yeşil çayımı içiyorum.

diziyi güzel yapan şeylerin en önemlilerinden biri inanılmaz güzel max richter melodileri…

şimdi dizinin soundtrack’inden ardarda dört melodi dinleyelim

dona nobis pacem 2

a blessing

she remembers

illumination / Clouds

fotoğrafın tamamını görmek için üzerine tıklayın lütfen… 

 

 

Leave a Reply

4 + = 13

Skip to toolbar