“kumruların zihinsel yükü”

… kumrular sakindir bir tek
ben kumru değilim
sen de”

lale müldür, kumru

“… Kuluçkada en yaygın görülen uygulama, nöbetleşe yöntemidir. Bu da şüphesiz, yavruların hayatta kalma süresi bakımından en iyi stratejidir. İki elin sesi vardır. Dolayısıyla kumrular bilinçli olarak tekeşlidir ve feminist bir modeli cisimleştiriyor olabilirler!

Kumrularda, çiftler görevleri tamamen dengeli paylaşırlar. Yardımlaşma anahtar sözcüktür. Erkek yuva için dal ve çalı çırpı toplama işini üstlenirken dişi yuvayı kurmak için malzemeleri bir araya getirir. Aynı şey kuluçkaya yattıklarında da geçerlidir. Erkek ve dişi iki yumurtanın üzerinde gece gündüz nöbetleşe yatarlar. Her ikisi de yavruları iki hafta sonra uçacak duruma gelinceye kadar beslerler. Bu düzenli nöbetleşe yöntemiyle kumrular, gerçek bir ekip oluştururlar.

Bu kusursuz dayanışmanın açıklaması, yuvadaki kumru yavrularının sık sık yırtıcıların kurbanı olması ve kendisi de son derece narin olan yuvanın kötü hava koşullarına çok dayamamasıdır. Yuvadaki yavrular kendi başlarına gelişim süreçlerini tamamlayamayacaklarından işe el atmak gerekir. Tekeşli, birlik olmuş bir çift bu duruma iyi bir yanıttır. Hatta öyle iyidir ki yumurtalardan çıkan yavrular sağ salim uçacak duruma gelirlerse yetişkinler birkaç gün sonra aynı sürece yeniden başlarlar. Eğer her şey yolunda giderse kumruların kışın son günleriyle sonbaharın ilk günleri arasında başarıyla pek çok kez üredikleri görülür...” Kuşların Felsefesi, Philippe Dubois & Elise Rousseau, Domingo

yıllar içinde kuşlara tutkuyla bağlandım ve bir süredir biliyorsunuz onların fotoğraflarını çekmeye çalışıyorum. bundan sonra çektiğim kuş ve doğa fotoğraflarıyla böyle paylaşımlar yapmaya karar verdim… kim bilir belki başka şeyler de eklenir bunlara. bu arada alıntıyı paylaştığım kitap çok keyifli; hayatlarını kuşları izleyerek geçirmiş fransız kuş bilimci philippe j. dubois ve filozof elise rousseau’ya ait. meraklılarına tavsiye ederim.

bu yayın için şarkımızı elbette ezginin günlüğü söylüyor;

kumru‘yu dinliyoruz.

4 Responses
  1. On sene önceki baharda pencere önündeki saksılardan birinde iki kumru yumurtası belirdi. Gerçekten yukarıdaki paragraftaki gibi eşler sırayla yatıyorlardı.
    Ben heyecanla yavru beklerken bir gün kumrular görünmez oldular, üstelik yumurtalar da gitmişti. O zaman başka kuşların o yumurtaları aşırmış olabileceğini öğrenmiştim.
    Yumurtalar gidince kumru çifti de görünmez olmuştu. 🙁

    1. radyo z

      uzun süredir gözleme şansım oldu kumruları, malum mutfak penceresinin önünde besliyorum onları. bir ara balkonumuzda yuvada yapıyorlardı. bu döngülerine yaşayarak çok tanık oldum. şimdi izin vermiyorum pencerenin önünde yuva yapmalarına; bir kaç çalı çırpıyla geliyorlar, ben onları atıyorum, vazgeçiyorlar. çünkü bir kez gözümün önünde yumurtaladı dişi ama yuva o kadar açıktaydı ki yumurtalarını kaybettiler. sanırım yönetemeyecekleri bir tehdit hissediyorlarsa da bırakıp gidiyorlar…

  2. Malum, ben de onlarca kez evsahipliği yaptım yavru üretimlerine. Kitapta yazılan her şeyi o süreçte bizzat gözlemleyerek öğrendim. Normalde anlamazdım, çünkü ayıramıyorum dişi-erkek hangisi. Birinin kuyruğunda tesadüfen bir başkasının bıraktığı dışkı izi vardı, seçmem mümkün oldu. İnsanlarda bile olamayan bir işbirliğiyle uçuruyorlar yavrularını. ilk kez gagadan gagaya beslemelerini girdüğümde ağlamaklı olmuştum. Kuşları, bilhassa kumruları çok seviyorum, balkonumun her yerini gübrelik haline getirseler de…
    Not: Foto çok şirin 🙂

    1. radyo z

      Senin kumru tecrübeni biliyorum elbette. Beni en iyi anlayacaklardan birisin sen. Kuş kardeşliğimiz ayrı bir mesele zaten 😉 Benim çocukluğumda Antalya’daki kumrular griydi. Bir de kumru dediğimiz, sandviç ekmeği şeklinde simitlerimiz vardı. Babam saat 15.oo’de yaz mesaisinden çıkıp eve dönerken alırdı köşedeki simit fırınından; çay demleyip domatesli, yeşil biberli, beyaz peynirli sandviç yapardık. Hala tadı damağımdadır.

Leave a Reply

kategoriler