kategori

bahar
kaçıp kısa bir mola veririm… yine öyle küçük bi molayla kendimi dışarı attım, kahvemi içtim ve papatya topladım ve ormanda kaybolmadan ofisime geri döndüm 😉 bunun yarattığı hisle cibelle  green grass desin.
Read More
uzun bir süredir dinlemediğim humanwine‘a geri döndüm. kulaklığı taktım ve sesi açtım. iyi geldi; her zaman iyi gelir. yine burada uzun sessiz günlere geri döndüm… yeni bir şey yok… iş… ağır ağır uyanan doğanın hissettirdikleri… ağır ağır okunan kitaplar… araya giren bir kaç film ve diziler… bir döngünün içinde sıkışmış hayatlarımız… çocukların verdiği enerji, mutluluk ve...
Read More
gri, opak bir tabaka halinde; ne masmavi gökyüzünü seviyorum ne de bunu… bulutları özlüyorum, en çok da sabahları. bu sabah, gri ve üzerime abanan kütleyle, ormanın kenarında yürürken daha önce hiç görmediğim bir kuş hızlıca uçtu. inanılmaz güzeldi, kahverengi tüylerinin üzerinden koyu mavi kanatlar çıkıyordu; siyah çizgiler çerçevelenmiş mavi parlak kanatlar… sadece yukarıdaki fotoğrafı çekebildim. sonra geldim...
Read More
bunalmış halde ofise döndüm… duramadım, bir çay alıp bahçeye çıktım… söğütün altında oturdum… göğe baktım… çiçek topladım… rahatlayamadım… içeri girdim… kulaklığı taktım… sesi kökledim… queen söylemeye başladı… ben içimden avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım… I want to break freeeee…
Read More
bana eşlik eden şarkıyı şuraya bırakıp işime bakayım. kings of convenience scars on land diyor.  
Read More
hemen bir kafeye yerleştim ve hissettiklerim uçmasın diye yazmaya başladım buraya. şükürler olsun spotify’da filmin soundtrack’i vardı; onu da açtım… çok önceleri radyoda, ferzan özpetek’in evrenini sevdiğimi yazmıştım; renkli, sesli, kendi melodisi olan, dokunan, ağlayabilen, gülebilen evrenini. ama sanırım hep en sevdiğim filmi hamam oldu ve sanırım kendimi bir türlü içine alamadığım filmi de istanbul...
Read More
hatta son onbeş dakika gözlerim açık bir şekilde telefonumun alarmı olarak çalmaya başlayacak coldplay melodisini bekledim. müzik dinleyerek makyajımı yaptım ve nane çayımı içerek kahvaltımı hazırladım. dışarıya çıktığımda nefis bir hava vardı… yolda kitabımı okudum ve schubert dinlemeye devam ettim. ursula’nın son çıkan kitabını okuyorum; onunla içimden konuşmayı özlemişim; parmaklarımı satırlarının üzerinde gezdirerek ona dokunuyorum; bir...
Read More
ve ella fitzgerald dinleyelim. öğle tatili kaçamağıma, mavi göğe, rüzgarla hışırdayan yapraklara, börtü böceğe, akıp giden, bizim yakalamaktan vazgeçtiğimiz hayata gelsin… blue skies diyoruz.
Read More
deyip dün sağa sola haber saldım. facebook, twitter, blog halkının yanı sıra iş arkadaşlarım ve bir kaç servis arkadaşım da bu oyuna dahil oldu ve 55 şarkılık nefis bir liste oluştu. tam anlamıyla ‘ortaya karışık’ bir liste, ne ararsanız var. bir çingene mahallesine komşu olan doğduğum evin yaz akşamlarında sokakta çınlayan klarnetin sesi de var,...
Read More
benim “elliye varmadan son çıkış” listemin ilk şarkısı sevgili vnf’den gelmişti… aslında vnf  ilkyaz’ın ilk günü için çalmamı istemişti ama ben şarkıyı kendi listeme de aldım; çünkü olmasa olmazdı. evet tom waits you can never hold back spring diyor.   fotoğraf sabah yürüşünden… ışığın içinden geçerken kulağımdan geçen sözler; … You can never hold back spring...
Read More
1 2 3 4