kategori

bahar
köprünün ötesi 50 artık… bir yılda geçilecek bu köprüyü ağır ağır geçmeliyim… 40’lar iyiydi. kendimle barışmıştım… kendimle uğraşmayı bırakmıştım… sonlara doğru etrafı “sallamamam” gerektiği sonucuna da vardım; uygulamak zor olsa da. bu akşam bizim ada’mızla  küçük bir  krizin üzerine oturup konuştuğumuzda, “etrafındaki kadınların ne düşündüğüne takılma, önemli olan senin ne hissettiğin, ne olmasını, nasıl olmasını...
Read More
yemek hazırdı, yarim ali bi güzellik yapmıştı bugün bana… bütün gün yağan yağmur sonrası gökyüzü açmaya hazırlanıyordu; eve dönüş yolunda denizin üzerinde ve kuşların telaşında bunu hissettim. sofrayı hazırlarken şarabımı koydum, batan güneşin şerefine ve kutsal cumaya kadehimi kaldırdım, hayata ve aldığımız her nefese şükrettim. bağrış çağrış ve neşeli bir akşam yemeğinin ardından kalben’le başlayıp,...
Read More
“sıkıştığımız” yerden kaçıp  nefes molası verelim ve can kazaz‘dan nefis bir şarkı dinleyelim. kırlangıçlar gibi diyoruz. malum kırlangıçlar geliyor artık.  
Read More
ve kafamı çevirip göğe baktım… yağmur durmuş… gökyüzü gri, sakin bir gri; bir şeye hevesi yok gibi. öylece ağırlığını derin derin soluyor, o kadar… sabahtan beri takıldığım bir şarkıyı çalmaya başladım yeniden… kulaklığı taktım… sesi açtım… araya telefon görüşmeleri, whatsapp’dan işle ilgili yapılan yazışmalar girdi… girmeye devam edecek… bir es’e, bir durmaya ciddi  ihtiyacım var...
Read More
bir araba koleksiyoncusu… 70 yaşında… halep’deki evinde müzik dinliyor… bu hayatta, bu dünyada bir gün hepimiz kendimizi bambaşka nedenlerle, kendi evinin, alışkanlıklarının, kazandıklarının, tüm kıymetlilerinin yıkıntıları arasında bulabiliriz; her şey bir pamuk ipliğine bağlı. o yüzden tüm sahip olduklarınıza her hücrenizle bağlanmayı mı yoksa her an onları kaybetmeye hazır olacak şekilde yaşamayı mı tercih edersiniz bilmiyorum....
Read More
burada uzun sessizlikler olması da ondan.. 8 mart için bir kelime bile edemedim, kadınlar için tek bir şarkı çalamadım… hayat öylece akıp gidiyor, zihnim bulanık ve işle dolu. geriye pek de bir şey kalmıyor zaten; berbat bir şey bu. emekli olup her şeyi unutup farsça öğrenmek, bütün bildiklerimi unutup, enerjimi bu inanılmaz güzel dile vermek...
Read More
hem de cuma neşesi olsun diye, işe kısa bir mola vererek, radyo z’ye epey uzaktan, erzurum’dan katılan sevgili bilge için dinliyoruz şimdi. pink martini amado mio diyor. sevgili bilge de kırmadı ve ve benim ıssız ada sorularımı yanıtladı; pink martini tercihi bundan dolayı… ıssız ada soruları bbc radio 4’de 1942 yılından beri yayınlanan bir radyo...
Read More
düşlerin ve masalların geldiği ve her şeyin daha yavaş aktığı bir evrene kavuşmak hayaliyle, sevgili öykü’ye, nice yaşlara, nice masallı günlere, nice adımlanmış yollara diyerek hang massive çalıyorum. beats for your feet diyoruz. ve borges’den minik bir masalı usulca buraya bırakıyorum: “Chuang Tzu düşünde bir kelebek olduğunu gördü, ama uyandığında, düşünde kendini bir kelebek olarak gören bir...
Read More
rüyamda, görüntü olmaksızın, “nazım’ın bir dizesi var”  diyerek uyandım… hangi dize bilmiyorum… rüyanın başı sonu yok… sadece bu cümle… tek başına, görüntüsüz, ışıksız, karanlık bir cümle… uzun bir süredir nazım’ı hiç okumamışken, düşünmemişken, içimin hangi dehlizinden, hayatın hangi çağrışımından çıktı geldi bu cümle bilmiyorum… ve acaba hangi dizeydi? yanıma bir nazım kitabı alarak çıkmak istedim...
Read More
1 2 3 4